Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/13029 E. 2012/36273 K. 03.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/13029
KARAR NO : 2012/36273
KARAR TARİHİ : 03.05.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıkların daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK.nun 53.maddesi uyarınca sanıkların belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmanın kanuni sonucu olması nedeniyle infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden; sanık … hakkında tekerrüre esas mahkumiyeti nedeniyle TCK.nın 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; faiilin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlanması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldırılacak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Sanık …’in suç tarihinde yanındaki eşi ile birlikte emekli maaşını çekmek üzere banka şubesine doğru yürüyen mağdurun yanına gelerek kendini cami hocası ve mağdurun oğlunun asker arkadaşı olarak tanıtarak samimi bir ortam yaratmak suretiyle onlara “ben sizin gibi iyi insan arıyorum, dedemin ölümü sebebiyle 30 milyar TL parayı hayır olarak dağıtacağım” demesi ve bu sırada diğer sanık …’nın yanlarına gelerek ve cebinden lastik ile bağlanmış bir demet para çıkararak ” size bu paranın 1/3 ünü yani 10 milyarını dağıtmanız için vereceğim, ancak verdiği paranın 1/3 ü kadarını bana vereceksiniz, yanınızda bu kadar para var mı?” demesi, mağdurun parasının bankada olduğunu söylemesi üzerine, sanıkların mağdurun banka cüzdanlarını alarak inceleyip onları tenha köşeye doğru götürmeleri, bu sırada, polisler tarafından dolandırıcılık suçundan dolayı eşgalleri belirlendiğinden suçüstü yakalanmaları şeklinde gerçekleşen olayda dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 03.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.