YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/13353
KARAR NO : 2012/37787
KARAR TARİHİ : 24.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nun 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;sanığın suç tarihinde galericilik yapan mağdurun işyerine gelerek isminin … olduğunu söyleyip satılması için sergilenmekte olan …plakalı aracı almak istediğini söylemesi üzerine mağdur ile sanığın pazarlık yaptıkları,aracı sanayi sitesine tamirciye götürdükleri, sanığın aracı beğendiğini ve satın almak istediğini söylediği akabinde bankaya giderek sanığın hesabında aracı satın almak için yeterli para bulunmadığı halde kendi hesabından mağdurun hesabına havale yapıyormuş gibi davranıp, dışarıya çıktığında yapamadığını söylediği, daha sonra birlikte mağdurun işyerinin önüne geldikleri burada sanığın işyerinin karşısında bulunan diyaliz merkezinde babasının yattığını,hesap cüzdanını alıp geleceğini parayı Karşıyaka Yalı şubesinden çekip mağdura vereceğini söyleyip suça konu araçla birlikte giderek bir daha geri dönmemesi şeklinde gelişen olayda mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğu yönündeki kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer c.savcısının ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak ;
Hükmolunan adli para cezası tayininde 5237 sayılı TCK nun 61/8 maddesi hükmü karşısında adli para cezası hesaplanırken bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik arttırma ve indirimlerin gün üzerinden yapılması ve sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması sonucu belirlenmesi gerektiği halde doğrudan adli para cezasına hükmedilmesi, arttırım ve indirimlerin bu miktar üzerinden yapılması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş,o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 1412 Sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu hususların yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı TCK’nın 157/1, 62 maddesi gereğince sonuç olarak 83 TL adli para cezalandırılması ifadesi yerine ”5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında inidriim yapılarak 4 gün para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20 TL den hesap edilerek sanığın neticeten 80.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA 24/05/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.