YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/13641
KARAR NO : 2012/38195
KARAR TARİHİ : 30.05.2012
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın sokaktaki insanlar arasından belirlediği müştekiye yaklaşarak “biz muhtarı bulamadık, yola gideceğiz, hayrımıza para dağıtacağız şu parayı tanıdığınız bir fakire verirmisiniz diyerek cebinden çıkardığı bir tomar yabancı paranın içerisinden bir adet 100 lük yabancı para uzatarak ustalıkla sergilediği hileli hareketiyle müştekiyi etkiledikten sonra, bu para 130 TL eder sen bize 100 TL ver 30 TL yi tanıdığın bir fakire verirsin demek suretiyle herhangibir değeri bulunmayan …’ni verip kandırarak müştekinin 100 TL vermesini sağlamak suretiyle haksız yarar elde etmek şeklinde belirlenen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın iddianame düzenlenmeden önce müştekinin zararının gidermiş olması nedeniyle hakkında 5237 Sayılı TCK’nun 168/1 maddesi uygulandığı halde zararın kovuşturma aşamasından önce giderildiği belirtilmek yerine kovuşturma aşamasında giderildiği yazılmış olması uygulanan madde ve indirim de gözönüne alındığında mahallinde düzeltilebilecek bir yazım hatası olduğu kabul edilerek bozma sebebi yapılmamıştır.
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak
Sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nun 157/1 maddesi gereği temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı ceza alt sınırdan belirlendiği halde aynı gerekçeyle adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi
Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından sırasıyla “30 gün” “10 gün” ve “200 YTL” terimlerinin çıkarılarak yerine sırasıyla “5 gün” “4 gün”ve “80 TL “ terimlerinin eklenmek, ve bütün “YTL” ibarelerinin çıkartılıp yerine “TL” teriminin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.05.2012 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.