YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/13646
KARAR NO : 2012/38279
KARAR TARİHİ : 31.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;müştekinin yaşlılık aylığını çekmek üzere bankaya gittiği,ancak bankada tamirat olması nedeniyle bir başka şubeye yönlendirildiği, bu sırada müştekinin yanına gelen sanığın bankada çalıştığını söyleyerek şikayetçiyi bankanın farklı bir şubesine götürüp bıraktığı, bir süre sonra yeniden döndüğü,neden tekrar geldiğini soran müştekiye bankaya para getirdiğini söylediği,bankadaki yoğunluk nedeniyle şikayetçinin henüz parasını alamadığını öğrenmesi üzerine görevli ile görüşüp müştekinin elinden tutarak görevlinin yanına götürdüğü,müşteki parayı alıp banka cüzdanına koyduktan sonra bu kez banka cüzdanının fotokopisinin çekilmesi gerektiğini söyleyerek cüzdanı istediği,daha evvel böyle bir uygulama olmadığını söyleyen şikayetçinin paraları alıp sadece cüzdanı vermek istemesi üzerine parada dursun diyerek banka cüzdanını alıp içindeki parayı cebine koyduğu,bunu gören müştekinin bağırması üzerine kaçmaya başladığı ve sitenin kömürlüğüne saklanarak ortadan kaybolduğu ancak takip eden şahıslar tarafından yakalandığı,bu şekilde gerçekleşen olayda sanığın,şikayetçinin yaşlılığı ve yardıma muhtaç durumda olmasından yararlanarak hileli söz ve davranışlarla güvenini kazanıp ikna ettikten sonra parasını almak suretiyle haksız çıkar sağladığı anlaşılmakla, dolandırıcılık suçunun subut bulduğuna, yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmeyerek tebliğnamedeki eylemin hırsızlık suçunu oluşturduğu ve teşebbüs derecesinde kaldığı yönündeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanık hakkında yasal şartları olmadığı halde TCK.168 maddesi uyarınca indirim yapılması aleyhe temyiz konusu yapılmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.Diğer temyiz itirazlarının reddine.Ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini ve adli para cezasının; 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile hükümden sonra 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
5237 Sayılı Yasanın 53.maddesinin 1.fıkrasının c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3.fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılıklar aynı Kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 1.bendinde yer alan “16 gün” yerine ” 5 tam gün” ve ” 320.00 ytl adli para cezası” yerine “100.00 TL adli para cezası” yazılması, hükümdeki “YTL” ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Yasanın 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün ise çıkartılıp yerine, “53.maddenin 3.fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1.fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 31.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.