YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/13662
KARAR NO : 2012/38282
KARAR TARİHİ : 31.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Özel Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, müşteki …’in ismini ve kimlik bilgilerini kullanarak katılan …’ın sahibi olduğu araç kiralama firma yetkilisiyle sözleşme imzalayıp araba kiraladığı, şözleşmedeki yazı ve imzaların sanığın el ürünü olduğunun uzman bilirkişi marifetiyle tespit edildiği, kiralama sırasında müşteki …’in kimlik bilgilerini içeren sürücü belgesi fotokopisi ibraz ettiği, kira süresinin sona ermesine rağmen aracı iade etmediği anlaşılmakla, dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarının subut bulduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmeyerek, tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir; Ancak,
Dolandırıcılık suçundan para cezasına hükmedilirken 200 gün karşılığı adli para cezasının bir gün karşılığının ve buna göre sonuç adli para cezasının belirtilmeyerek infazda tereddüte neden olunması,
5237 Sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3.fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılıklar aynı Kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 1.bendinde yer alan “200 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına” ibaresinden sonra gelmek üzere “sanık hakkında tayin olunan adli para cezasının 5237 sayılı TCK’nun 52. Maddesi uyarınca günlüğü 20.00 tl’den paraya çevrilerek sanığın 4.000.00 tl adli para cezasıyla cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmesi, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün ise çıkartılıp yerine, “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yer alan haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 31.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.