Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/13828 E. 2012/38180 K. 30.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/13828
KARAR NO : 2012/38180
KARAR TARİHİ : 30.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Özel İşaret ve Kıyafetleri Usulsüz Kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın asker olmadığı halde üzerinde bulunan üniformanın verdiği kolaylıkla şikayetçiyi acil telefon görüşmesi yapacağı bahanesi ile aldatarak cep telefonunu alıp bir daha geri getirmemek suretiyle haksız menfaat temin eden sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu teşkil etmesi nedeniyle; eyleminin hırsızlık suçunu oluşturacağına dair tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında TCK’nın 58. Maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın suç tarihinde üzerinde askeri üniforma olduğu halde şikayetçinin çalışmakta olduğu hastaneye geldiği, aracının arıza yaptığını ve telefon etmesi gerektiğini söyleyerek şikayetçiden kullanmak için cep telefonunu istediği, şikayetçinin askeri üniformalı olmasına güvenerek cep telefonunu sanığa verdiği, sanığın eşini arayacağını söyleyerek dışarı çıktığı ve bir daha dönmemesi şeklinde gelişen olaya ilişkin olarak, mahkemenin dolandırıcılık ve Özel İşaret ve kıyafetleri usulsüz kullanmak suçlarının oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,Ancak;
Adli para cezasının; 5083 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile hükümden sonra 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükümde yer alan “YTL” ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,30.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.