Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/14288 E. 2012/39237 K. 14.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/14288
KARAR NO : 2012/39237
KARAR TARİHİ : 14.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;müştekinin cep telefonu alım satım işi yaptığı, olay günü … için …’ ya gittiği ve işyerine yeğeni tanık …’ in bıraktığı, sanığın işyerine gelerek gerçeğe aykırı şekilde kendisini Maliye’ de çalışan … isimli görevli olarak tanıtıp işyeri sahibi ile görüşmek istediğini söylediği, sanığın ısrarı üzerine tanığın cep telefonu ile müştekiye çağrı gönderdiği, bunun üzerine müştekinin işyerini arayarak sanık ile telefonla konuştuğu, bu görüşme sırasında şikayetçiye de kendisini maliyede çalışan müdür yardımcısı … olarak tanıttığı,
müştekinin yolda olması nedeni ile işyerine döndüğünde kendisi ile görüşebileceğini söyleyerek telefonu kapatmasına rağmen, sanığın bu durumu tanığa hileli bir biçimde farklı yansıtarak vitrinde bulunan nokia 6600 marka cep telefonunu almak istediğini telefonu kızına gösterdikten sonra alabileceğini işyeri sahibi ile bu durumu konuştuğunu söyleyerek ikna ettiği, tanığın kendisine güvenerek telefonu verdiği,daha sonra işyerine dönen müştekinin yaptığı araştırmada maliye de böyle bir kişinin çalışmadığını öğrendiği, sanığın suca konu cep telefonunu götürüp doğum günü hediyesi olarak kızı …’ ya hediye ettiği, telefonun şikayet üzerine ele geçirildiği ve müştekiye iade edildiği anlaşılmakla, dolandırıcılık suçunun subut bulduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.Ancak,
5083 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile hükümden sonra 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
5237 Sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılıklar aynı Kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükümdeki “YTL” ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün ise çıkartılıp yerine, “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.