YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/14781
KARAR NO : 2012/39413
KARAR TARİHİ : 18.06.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, Kamu kurumu zararına dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın 2000 – 2002 yılları arasında Şefaatli Tapu Müdürlüğü’nde geçici işçi olarak çalıştığı, sanığın Doğrudan Gelir Desteği ödemelerinden yararlanmak amacıyla tapu dairesinde bulunan kurum bilgisayarlarından, başka yerlerde oturan ve olay hakkında bilgileri bulunmayan amcasının çocukları ve torunları olan …, … ve … adlarına sahte tapu kayıtları düzenleyerek, bu kişilerin akrabaları olduğunu söyleyerek ve tapudaki yoğunluktan da yararlanarak tapu müdürlüğünde şef olarak çalışan …’e imzalattırdığı, tapuda isimleri görülen bu kişilerle sanığın eşi … arasında 26/08/2002, 07/08/2003, 15/08/2004, 14/09/2005 tarihlerinde olmak üzere sahte kira sözleşmeleri düzenlediği, bu sözleşmedeki kiralayan ve kiracılar kısmındaki imzaların sahte olarak sanık tarafından atıldığı, bu kira sözleşmelerinin, sanığı tanıyan ve güvenen köy muhtarı ve azaları ile bir kısım şahitlere
imzalattırıldığı, bu kişiler, sanığın dededen kalma arazileri olduğunu, bunlarla ilgili olduğunu düşünerek belgeyi imzaladıklarını, imzaların sahte olduğunu bilmediklerini belirttikleri, sanığın sahte tapu kayıtları, kira sözleşmeleri ve muvafakatname ile 2002, 2003, 2004 yıllarında Şefaatli Tarim ilçe Müdürlüğü’ne, kendisinin çalışıyor olması nedeniyle eşi … adına başvuru yaparak ve bu başvuruyla ilgili dilekçe ve formlar altındaki imzaları da sahte olarak kendisinin attığı, bu yıllarda toplam 3.992.60 TL ‘nin Şefaatli Ziraat Bankası aracılığıyla temyiz dışı sanığın eşi …’a ödendiği, bu kişiye en son 05/01/2006 tarihinde 450.00 TL ödeme yapıldığı, 2005 yılı için yapılan başvuru sonrasında , sondaj yoluyla dosyaların incelenmesinde tapu kayıtlarının sahte olduğunun ortaya çıktığı, bu nedenle 2005 yılıyla ilgili sanık veya eşine herhangi bir ödeme yapılmadığı, yapılan keşifte suça konu 130 ada 1 ve 11 parsellerde zirai tarımın yapılmadığı, aynı ada 12 parselde ise sanık değil … isimli kişinin sebze yetiştiriciliği yaptığının belirlendiği, sanığın da keşifte, burada zirai tarım yapmadığını, ekonomik durumunun kötü olması nedeniyle bu yola başvurduğunu belirttiği, gerçek tapu kayıtlarına göre, söz konusu taşınmazların …, … ve … adına hisseli olduğunun anlaşıldığı,temyiz dışı …’un sadece para çekme aşamasında sanıkla beraber bankaya giderek para çektiği, belgelerdeki imzaların sanığa ait olduğu, sanığın bunu kabul ettiği, sanığın her yıl aynı başvuruları tekrar ederek zincirleme kamu kurumu zararına dolandırıcılık ve zincirleme resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Resmi belgede sahtecilik suçuyla ilgili temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık hakkında 2002, 2003 ve 2004 yıllarında, farklı kastlarla her yıl için ayrı suç oluştuğu gözetilmeden yazılı şekilde zincirleme suçtan hüküm kurulduğu dikkate alınarak eylemin 5237 sayılı TCK’ nın 7/2 ve 5252 sayılı yasanın 9/3 maddeleri kapsamında suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’ nın 342/3 maddesi ile suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 204 ve diğer ilgili maddelerinin olaya uygulanması sonucunda, zamanaşımı süresi dolan bu yıllar için sanığın lehine olan ve eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 342/3 maddesi ve aynı yasanın 102/4, 104/2 maddeleri ile 5271 sayılı CMK’ un 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı hususunun değerlendirilmesi, sadece 01/06/2005 tarihinden sonra işlenen suç açısından, 5237 sayılı TCK’nın 204/1, 43. maddeleri kapsamında sanık hakkında hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı ise de, sanık hakkında aynı maddelerden hüküm kurulduğu dikkate alınarak sonuç cezanın değişmemesi ve aleyhe temyiz bulunmaması karşısında bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Kamu Kurumu Zararına Dolandırıcılık suçuyla ilgili temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Sanığın sahte belgeler ile başvurarak 2002, 2003, 2004 yıllarında DGD ödemesi alarak ve 2005 yılında DGD ödemesi almaya teşebbüs ederek zincirleme nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia olunması karşısında, sanığın farklı suç işleme kararıyla suç işlemediği dikkate alınarak, her yıl için ayrı ayrı suç oluştuğu oluştuğu gözetilmeden zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayin edildiği, bu kapsamda;
Sanığa belirtilen yıllar için hangi tarihlerde ödeme yapıldığı belirlenerek her yıl için suç tarihinin ve her yıl için yapılan ödeme miktarının kesin olarak tespit edilmesi, 01/06/2005 tarihinden önce işlenen suçlar açısından, 5237 sayılı TCK’nın 7/2 ve 5252 sayılı yasanın 9/3 maddeleri kapsamında suç tarihinde yürürlükte bulunan yasa ile önceki ve suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasanın bütün hükümlerinin olaya uygulanarak lehe yasanın tespit edilmesi, zamanaşımı süresi dolan yıllar için sanığın lehine olan ve eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 504/7 maddesi ve aynı yasanın 102/4, 104/2 maddeleri ile 5271 sayılı CMK’ un 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı hususunun değerlendirilmesi; 01/06/2005 tarihinden sonra işlenen suç açısından, 2005 yılı için DGD ödeme miktarı da gözetilerek, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-e, 35. maddesi kapsamında sadece belirtilen yıl için sanık hakkında hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.