Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/14820 E. 2012/39430 K. 18.06.2012 T.
Yayınlanma Tarihi: 05.02.2024 11:20
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/14820
KARAR NO : 2012/39430
KARAR TARİHİ : 18.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılanın eşi ölünce evlendirilmesi hususunda tanıklar ... ve ...'nın konuştukları, ...'nın bu durumu diğer tanığa söylediği, bu şekilde katılanın evlenmek istediğini öğrenen sanığın açık kimlik bilgileri bilinmeyen ... isimli bir bayanla katılanı tanıştırdığı, sanığın ismini ... olarak söyleyip kendisini emekli öğretmen olarak tanıtarak sakatlar derneğine yardım için çalıştığını belirttiği, tarafların evlenme hususunda anlaştıkları, katılan ve ... isimli kadının alışveriş için çarşıya çıktıkları, katılana, dosya içerisindeki faturadan ve tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere 3.800.00 TL değerinde altın ve takı seti ve giyecek eşya alındığı, o gün akşam ... isimli kadının katılanın evinde kaldığı, katılan sabah uyandığında, kadının altınlar ve alınan diğer eşyalarla birlikte ortadan kaybolduğunu gördüğü, ... isimli kadının açık kimlik bilgilerinin tespit edilememesi karşısında evrakın tefrik edildiği, kadını getiren kişinin sanık olduğunun tanıklar tarafından doğrulandığı ve sanığın teşhis edildiği olayda dolandırıcılık suçunun oluştuğuna dair kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun'un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu'nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durum aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükümde yer alan "YTL" ibaresinin "TL" olarak değiştirilmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18/06/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.