Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/15292 E. 2012/40650 K. 04.07.2012 T.

Yayınlanma Tarihi: 01.02.2024 18:08


YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15292
KARAR NO : 2012/40650
KARAR TARİHİ : 04.07.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi


Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmü bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Sanık hakkında dolandırıcılık suçlarından hükmolunan cezaların miktar ve türüne göre hükmün 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 5219 Sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 Sayılı CMUK.nun 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihine göre temyizi mümkün olmadığından sanığın bu suçlardan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteğinin aynı kanunun 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2-Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmü bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya bir başkasına yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekeceğinden, eylemin hırsızlık suçunu oluşturduğuna dair tebliğnamede ileri sürülen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıkların,şikayetçilere kız kardeşine mesaj gönderdiklerini söyledikleri, şikayetçilerin kabul etmemeleri üzerine ... isimli kişi ile yüzleştireceklerini söyleyerek cep telefonlarını istedikleri şikayetçilerin cep telefonlarını vermeleri üzerine alarak uzaklaştıkları ve iade etmediklerinin, anlaşılması karşısında, sanıkların hile kullanırak cep telefonunu şikayetçilerin rızaları ile almaları nedeniyle dolandırıcılık suçunu işlediğine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Diğer temyiz itirazlarının reddine ancak;
Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.un 231.maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan,diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.