Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/15355 E. 2012/40583 K. 04.07.2012 T.

Yayınlanma Tarihi: 01.02.2024 18:09


YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15355
KARAR NO : 2012/40583
KARAR TARİHİ : 04.07.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi


Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; 13.9.2005 tarihinde sanık ...’ün kızı ...’ün rahatsızlanması üzerine sanık ...’ın oğlu ...’a ait sağlık karnesiyle tedavi ettirmek istediği, cinsiyet farkı nedeniyle eylemin fark edilmesiyle tedavinin tamamlanamadığı, ...’ün rahatsızlığının acil müdahaleyi gerektirmesi nedeniyle sağlık sigortası kapsamında olmasa dahi müdahale ve tedavisinin yapılmasının zorunlu olması nedeniyle başkasına ait sağlık karnesinin kullanılmasının tıbbi müdahale ve tedaviye etkisinin bulunmadığı, muayene ve tedaviden sonra ücretin tahsil edileceği,müdahale ve tedavi sırasında incelenen sağlık karnesinde adı yazılı ...’ın cinsiyetinin erkek olması, tedavi edilenin ise kız olması nedeniyle farkın hemen anlaşıldığı, karnenin kullanılmasında ki amacın tedavi giderini ödememek olması nedeniyle kullanılan hilede aldatma yeteneğinin bulunmadığı, bu nedenle suçun unsurlarının oluşmadığı, sanık ...’ın da suça katıldığına dair iddia dışında mahkumiyet için yeterli, kuşkudan uzak kanıt bulunmadığı gerekçeleriyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 04.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.