Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/15552 E. 2012/42541 K. 02.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15552
KARAR NO : 2012/42541
KARAR TARİHİ : 02.10.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık (Değişen suç vasfı itibariyle resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak)
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında değişen suç vasfına göre resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik katılan vekilinin temyizinin de suç vasfına ilişkin olduğunun anlaşılması karşısında Yargıtay …nun 04/10/1993 gün ve 187/227 sayılı kararında açıklandığı üzere tür ve miktarı itibariyle kesin olan kararların suç vasfına yönelik bir temyiz bulunması halinde Yargıtay’ca incelenmesi olanaklı olduğundan yapılan temyiz incelemesinde,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 25/2.maddesine göre, gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmeyeceğinin hüküm altına alındığı,
Somut olayda; sanık …’ın oğlu üzerinden sağlık yardımı almasının mümkün olduğu halde, sağlık karnesi çıkartmadığı, böbrek rahatsızlığı nedeniyle acil hastalanan sanık …’ın daha önce tanıdığı, sanık …’dan sağlık karnesini kullanmak için istediği ve SSK’lı olan sanık …’ın karnesini alarak … Etlik İhtisas Hastanesinde yatarak tedaviye başladığı, muayene ve tedavi sırasında kimliğinin anlaşılması üzerine , sanığın sağlık karnesi çıkartarak tedavisini oğlunun sağlık yardımı üzerinden devam ettirmesi eyleminde, dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmadığına yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında,değişen suç vasfına göre resmi belgenin düzenlenmeside yalan beyan suçundan hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 5219 Sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 Sayılı CMUK’nun 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihi itibariyle, temyizi mümkün olmadığından, katılan vekilinin bu suçtan kurulan hükme yönelik temyiz isteğinin aynı kanunun 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2-Sanık, … hakkında kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükmüne yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 02/10/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.