Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/15600 E. 2012/41325 K. 13.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15600
KARAR NO : 2012/41325
KARAR TARİHİ : 13.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık … hakkında tekerrüre esas alınan ilamın gerekçeli kararda belirtildiği anlaşılmakla tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
71 yaşında olup olay tarihi itibariyle eşinin ölümünden sonra yaklaşık 18 yıldır yalnız yaşadığı anlaşılan mağdura, köylüsü olup aynı zamanda köy muhtarı olan sanık …’in evlenmesi için kadın bulduğunu söylediği,mağdurun kaç para istediklerini sorması üzerine 2000 TL’den aşağı olmayacağını söylediği,bu konuşmadan birkaç gün sonra sanık …’nın oğlu …’yi mağdurun evine gönderdiği,Şevkinin mağdura babasının kendisine bir kadın bulduğunu,kadının Abana’da olduğunu, bu yüzden babasının Abanaya gelip kadını görmesi için bir taksi gönderdiğini söylediği,mağdurun taksi ile Abana ilçesine gittiği,sanıkların kimliği tespit edilemeyen ancak 38 yaşında olduğu mağdur ve tanık anlatımları ile anlaşılan, kendisinden yaklaşık 35 yaş küçük kadını göstererek karşılığında 2000 TL aldıkları, parayı veren mağdurun kadın ile tanışıp konuştuktan sonra eve götürdüğü,mağdur ile birlikte kalmak istemeyen kadının aynı gece sorun çıkarttığı sanık … ile görüştükten sonra ,sanık …’nın sanık …’ı arayarak kadını götürmelerini istediği,bu şekilde ertesi gün sanık …’nın evine gelen sanık …’ın kadını yanına alarak götürdüğü ve parayı mağdura iade etmedikleri somut olayda, mahkemenin sanıkların bu şekilde gerçekleşen eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1-Sanık … hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.