YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15903
KARAR NO : 2012/41596
KARAR TARİHİ : 18.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık,hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya bir başkasına yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekmektedir.
Somut olayda;
Sanığın, mağdur …’yla samimiyet kurduktan sonra,olay günü buluşup telefonunun şarjının az olduğunu söyleyerek telefonunu isteyip kendi kartını taktığı ve cadde üzerinde yürürken kalabalıktan faydalanarak yanından uzaklaştığı ; yine sanığın mağdur …’nın evinde kaldığı gece ele geçirdiği yedek anahtar sayesinde, evde kimsenin olmadığı bir zamanda şikayetçi …’a evi göstererek kiraladığı ve 4 aylık kira ile temizlik bedeli olarak toplamda 825 TL para aldığı anlaşılmakla, basit hırsızlık ve dolandırıcılık suçlarının oluştuğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanık müdafiinin 10.09.2008 tarihli oturumdaki lehe Yasa hükümlerinin uygulanması isteminin TCK’nın 50 ve 62/1 maddelerini de kapsadığı halde, bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18/09/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.