YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15948
KARAR NO : 2012/41510
KARAR TARİHİ : 18.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, müştekiye ait galeriye geldiği … plakalı aracın satın alımı hususunda pazarlık yaptığı, müşteki ile fiyatta anlaştıkları, aracı göstermek için yanında müştekinin oğlu olan tanık … ile birlikte sanayiye doğru yola çıktığı, kaportacıların mal sahibi yanında doğruyu söylemeyecekleri gerekçesi ile tanığı araçtan indirip olay yerinden uzaklaşması eyleminde dolandırıcılık suçunun oluşturduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde olmayan sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde 90 gün olarak tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK’nun 61. maddesine aykırı davranılması,
2-TCK’nın 58/7.maddesinin uygulaması sırasında adli sicil kaydındaki hangi ilamın hükme esas alındığının karar yerinde belirtilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıgın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; TCK.nun 157/1.maddesi uyarınca kurulan hükümde yer olan 90 gün adli para cezasının 5 gün olarak tayin edilmesi ve aynı yasanın 50.maddesine göre sonuç adli para cezasının 100 TL’ye indirilmesi, hüküm fıkrasındaki tekerrür uygulamasına ilişkin kısmın çıkartılarak yerine “Sanığın adli sicil kaydındaki Kozan Asliye Ceza Mahkemesi’nin 13/04/2006 tarih ve 2005/53 Esas, 2006/242 Karar sayılı ilamı ile hükmolunan 2.880 TL adli para cezasına dair 06.06.2008 tarihinde kesinleşen mahkumiyet kararı tekerrüre esas teşkil ettiğinden,mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 58/7 madde gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi, suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.