Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/16065 E. 2012/41463 K. 17.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16065
KARAR NO : 2012/41463
KARAR TARİHİ : 17.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için ise; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; Katılanın, halı sahada maç yapmak üzere soyunma odasından hazırlanarak çıktığı esnada sanığın, kapıyı kitleyerek anahtarı katılana verdiği, sonrasında kantin önünde beklediği, katılanın kendisine yönelerek telefonunu kime emanet edeceğini sorduğu, sanığın da cevaben “bana bırak” dediği, ardından da telefonu alarak ortadan kaybolduğu olayda sanığın, hileli hareketlerle kendisini halı saha görevlisi gibi tanıtıp cep telefonunu emanet olarak kendisine teslimini sağladığı bu nedenle eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki 1 nolu düşünceye iştirak edilmemiştir.
1-5237 sayılı TCK’nun 61. maddesi gereğince temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin 1. fıkrasında 7 bent halinde sayılan hususlar göz önünde bulundurulup ve somut gerekçeler tek tek belirtilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkı kullanılarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, hukuki dayanaktan yoksun ve somut olaya uygun olmayan bazı deyimlerle “takdiren ve teşdiden” denilmek suretiyle temel cezasının belirlenmesi,
2- 5237 sayılı TCK’nun 53/1 maddesinde yazılı haklardan a,b,d,e bentlerindeki hakların hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, c bendindeki hak yoksunluğunun koşullu salıverilmeye kadar uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17/09/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.