Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/16178 E. 2012/42060 K. 25.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16178
KARAR NO : 2012/42060
KARAR TARİHİ : 25.09.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 25/2.maddesine göre, gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda, maddi durumu iyi olmayan ve suç tarihinde sosyal güvencesi bulunmayan sanık … ‘in apandisit rahatsızlığı nedeniyle başvurduğu hastanede tedavisinin yapılmasını sağlamak amacıyla kendisini yeşil kartının bulunduğunu bildiği akrabası … olarak tanıtarak ameliyatını yaptırması, dosya arasındaki tedavi evrakında hastanın durumunun “acil” olarak belirtilmesi, sanığın ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulma zorunluluğu karşısında, bu yaşamsal tehlikeden korunmak amacıyla, sağlık karnesi bulunan bir başkasının kimlik bilgilerini vermesi şeklinde gerçekleşen eylemde, TCK.nun 25/2.maddesinin koşullarının oluştuğu, bu nedenle 5271 sayılı CMK.nun 223/3-b maddesi gereğince sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.