YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16195
KARAR NO : 2012/41962
KARAR TARİHİ : 24.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklar …, … ve …’ın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum oldukları anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nun 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, adı geçen sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısındar mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fii1le olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’in asker arkadaşı vasıtasıyla ulaştığı müştekiye kendilerinde çok sayıda gömü altını olduğunu ve kendisine satabileceklerini söyleyerek İzmir’e davet ettiği, müşteki ve sanıklar … ve müştekiye kendisini … olarak tanıtan …’nın İzmir’de buluştukları, burada bir adet numune gerçek altın vererek kendilerinde yaklaşık 5 kg. daha olduğunu ve tamamını 80 bin TL karşılığında satabileceklerini söylemeleri üzerine müştekinin tamamını almayı kabul ettiği, bunun üzerine sanık …’ın içinde çok sayıda altına benzer değersiz metalin bulunduğu çantayı müştekiye gösterdiği, müştekini: para temin ettikten sonra altınları alabileceğini söyleyerek sanıkların yanından ayrıldığı, sanıklardan şüphelenmesi nedeniyle durumu emniyete bildirdiği, emniyet görevlilerince yapılan planlama çerçevesinde müştekinin sanıklar … ve … ile irtibata geçerek arkadaşı olan iki kişi ile birlikte İzmir’e altınları almaya geldiğini bildirmesi üzerinde, sanık …’m İzmir ili otogarında müşteki ve altınları alacak şahıslar olarak tanıtılan görevli polis memurları ile buluştuğu, yanında yine bir adet gerçek altın ile geldiği, sanık …’a gömü altınları gördükten sonra para verileceğinin söylenmesi üzerine, sanık …’ı aradığı ve …’ın altınlar ile Hatay semtinde olduğunu söyleyerek yanına çağırdığını beyan ettiği, bu esnada başka masada oturan sanık … ile birlikte oturan sanık …’ın telefonda sanık …’a Hatay semtine gelmemeleri halinde alıcıları başka bir adrese yönlendirmesini söylerken, olay yerinde tertip almış diğer polis memurlarınca fark edilerek yakalandığı, sanık …’ın aracından sanık …’a ait bir adet başka isimde sahte sürücü belgesi, gerçek hüviyet cüzdanı ve siyah bir çanta içerisinde 1205 adet altın görünümü verilmiş metallerin çıktığı, araçta bulunan kimlilerden müştekinin sanık …’ı da teşhis ettiği, sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde planlı bir şekilde müştekiyi hileli davranışla kandırarak altın görünümü verilmiş metalleri satmak suretiyle dolandırıcılık suçuna teşebbüs ettiklerine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
a)Sanıklar …, … ve … haklarında verilen mahkumiyet kararlarına dair temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıklar müdafiinin yerinde olmayan sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; Fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan ”5237 sayılı TCK’nın 157/1, 35/2 maddeleri gereğince sonuç olarak verilen 1500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ifadelerinin yerine ”5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 35/2.maddesi gereğince cezasından 3/4 oranında indirim yapılarak sanığın 1 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 52/2 maddeleri gereğince verilen 1 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52.maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL ‘den olmak üzere sonuç olarak 20.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
b)Sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararına dair temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıklar müdafiinin yerinde olmayan sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık … hakkında hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.un 231.maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.