YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16240
KARAR NO : 2012/42304
KARAR TARİHİ : 27.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığa tayin olunan cezaların türü ve tutarı karşısında koşulları bulunmadığından. sanık müdafinin duruşmalı inceleme isteminin 5320 Saıyılı Kanunun 8/1 maddesi uyanrınca uygulanan CMUK”nın 318. maddesi gereğince REDDİNE, incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verilerek yapılan incelemede,
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi,failin kendisine verilen malı,veriliş gayesinin dışında,zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi,değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın katılanın yetkilisi olduğu ilaç firmasında pazarlama elemanı olarak çalıştığı, kendi bölgesindeki müşterileri dolaşarak siparişlerini aldığı, bu siparişleri Burdur’ da ki şirket merkezine ileterek malları teslimini sağladığı,müşterilerden tahsil ettiği paraları yine şirket hesabına aktardığı, birkaç yıl çalıştıktan sonra olay tarihinde işten ayrılmak istediğini beyan ederek hesap görülmesi için şirketin bir eleman görevlendirmesi talep ettiği, bu kapsamda şirket çalışanı olan tanık …’ ın sanığın görev yaptığı Denizli iline giderek burada sanıkla birlikte mal verdiği eczacı ve veterinerleri dolaşarak müşterilerin elinde olan ödeme makbuzları ile sanığın şirket hesabına aktırdığı ödeme makbuzlarını karşılaştırdıkları ve neticede sanığın şirkete 40. 000 TL: civarında borcu bulunduğunun tespit edildiği bu hususun tutanağa bağlanarak sanığın da tutanağı imzaladığı ve sanıktan 47.500. TL. Bedelli senet alındığı, sanığın borcunu ödememesi nedeni ile senedin icraya konulduğu, sanığın borca itiraz etmediğinin anlaşıldığı somut olayda ,eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Çalıştığı dönem içerisinde müşterilerden tahsil ettiği paraları katılanın yetkilisi olduğu şirkete teslim etmeyen sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 43/2 maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,27.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.