YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16333
KARAR NO : 2012/42075
KARAR TARİHİ : 25.09.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet, Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1)Sanıklar Naime ve … hakkında kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sağlık Bakanlığının 11.05.2000 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliğinin 37. maddesinde yataklı tedavi kuruluşları, acil sağlık hizmetlerinin bedelini hizmet sundukları kişinin ödeme imkanları çerçevesinde tahsil ederler hükmü ve Başbakanlığın 2008/13 sayılı genelgesinde;
1)Acil sağlık hizmeti vermekle yükümlü bulunan sağlık kuruluşları, acil vakaları hastanın sağlık güvencesi olup olmadığına veya ödeme gücü bulunup bulunmadığına bakmaksızın kabul edecek ve gerekli tıbbi müdahaleyi kayıtsız-şartsız ve gecikmeksizin yapacaktır. Hiçbir sağlık kuruluşu acil olarak gelen hastalara yeterli personeli veya donanımı olmadığı, ilgili birimi veya boş yatağı bulunmadığı, hastanın sağlık güvencesi olmadığı ve benzeri sebepler ile gerekli acil tıbbi müdahaleyi yapmaktan kaçınmayacaktır.
2)Acil olarak sağlık kuruluşuna müracaat eden hastaların acil tıbbi müdahale ve tedavileri yapılırken hiçbir surette tedavi masraflarının nasıl karşılanacağı sorgulanmayacaktır. Hizmet bedelinin tahsili ile ilgili işlemler acil müdahale sağlandıktan sonra yapılacaktır.
3)Herhangi bir sağlık güvencesi olmayan vatandaşlarımızdan ödeme gücü bulunmayanların acil sağlık hizmeti bedelleri kendilerinden talep edilmeyecektir. Bunlardan kamuya ait sağlık kuruluşlarından ve ayakta teşhis ve tedavi yapan özel sağlık kuruluşlarından acil sağlık hizmeti alanların hizmet bedelleri 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu hükümleri çerçevesinde sağlık kuruluşunun bulunduğu yer sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfından talep edilecektir. Bu konuda gerekli tedbirler ilgili vakıf başkanlıklarınca alınacaktır. Özel hastanelerden acil sağlık hizmeti alanların hizmet bedelleri ise talep edilmesi halinde 2219 sayılı Hususi Hastaneler Kanununun 32 nci, 5393 sayılı Belediye Kanununun 38 inci ve 60 ıncı, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 18 inci maddeleri gereğince sağlık kuruluşunun bulunduğu yerin belediyesince ödenecektir. Bu amaçla belediyelerce bütçelerine yeterli ödenek konulacaktır. hükmünü amirdir
Somut olayda; sanıklardan … ve …’ın oğlu olan küçük …’in zehirlenmesi üzerine annesi sanık …’ın çocuğunu acil olarak hastaneye götürmesi gerektiği, ancak sağlık güvenceleri bulunmayıp ekonomik durumları da yetersiz olduğundan, yardım istemek üzere eltisi olan sanık …’ın evine gittiği, evde eltisinin bulunmadığı, eltisinin çocuğu küçük …’ten onun adına düzenlenmiş … seri numaralı sağlık karnesini aldığı ve rahatsızlanan oğlu …’i tedavisi için Uşak Devlet Hastanesi Acil Polikiliniğine götürdüğü, burada çocuğunu … olarak beyan ettiği, oğlunun kayıt ve tedavi işlemlerine başlanıldığı, bu sıradaki tüm işlemlerin …’in yeşil kart ve sağlık cüzdanı esas alınarak yapıldığı, gerekli tetkikler yapılıp küçük …’in İzmir’e sevkinin gerektiği, sanık …’in gelerek eşinden durumu öğrenmesi üzerine tedavi görmekte olan çocuklarının isminin … değil … olduğunu beyan ettiği şeklindeki olayda herhangi bir zararın söz konusu olmayacağı anlaşılmakla, sanık … hakkında üzerine atılı müsnet suçtan beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan,hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.