YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16383
KARAR NO : 2012/37722
KARAR TARİHİ : 23.05.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Sanığın Milli Eğitim Bakanlığından atama bekleyen geçiçi kadroyla çalışan kişileri, okulları ve halk eğitim merkezlerini arayarak tespit ettiği, atama bekleyen kişilerden olan ve bir yakını atama bekleyen müştekileri telefonla arayarak kendisini atamadan sorumlu milli eğitim müfettişi, atamadan sorumlu daire başkanı olarak tanıtarak, atamalarını yapacağını belirtip, masraf gerektiğini belirterek müştekilere yardımcısı olduğunu bildirdiği gerçek ismine 280’er TL havale ettirdiği, sanığın eylemini kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan yada onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahsetmeksizin bizzat kendisinin yetkili kişi olduğunu belirterek gerçekleştirdiği anlaşıldığından sanığın eyleminin 5237 Sayılı TCK’nun 157/1.maddesinde öngörülen dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.04.1999 tarih ve 1998/1050 esas 1999/213 karar sayılı kararı ile aldığı 29. 05.1999 tarihinde kesinleşen, 27.10 2001 tarihinde şartlı tahliyesi yapılan infazı suç tarihinde tamamlanmamış olan iki yıl iki ay oniki gün hapis cezası daha ağır olup tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
1-Sanık hakkında katılanlar … ve …’e yönelik dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükümleri açısından,
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK.un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak
Sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nun 157/1.maddesi gereği temel ceza tayin edilirken hürriyeti bağlayıcı ceza alt sınırdan belirlendiği halde, adli para cezasının aynı gerekçeyle alt sınırdan uzaklaşılarak verilmesi
Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından sırasıyla “30 gün” “25 gün” ve “500 YTL” terimlerinin çıkarılarak yerine sırasıyla “5 gün” “4 gün” ve “80 TL “ terimlerinin klenmek ve bütün “YTL” ibarelerinin çıkartılarak yerlerine “TL” ibaresinin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanık hakkında katılan …’ye yönelik dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmünün incelenmesinde
Sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun gerektirdiği cezanın miktar ve nev’i itibariyle tabi olduğu 765 sayılı TCK’nun 102/4.maddesine göre hesaplanan beş yıllık asli dava zamanaşımının; mahkumiyet kararının verildiği 30.04.2007 tarihi ve temyiz inceleme tarihi arasında gerçekleştiği anlaşılmakla; 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’un 223/8.maddesi uyarınca DÜŞMESİNE, 23.05.2012 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.