Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/16471 E. 2012/42443 K. 01.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16471
KARAR NO : 2012/42443
KARAR TARİHİ : 01.10.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yetkisiz kimsenin vesikada sahteciliği, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Ortadan kaldırma, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Katılan Ziraat Bankası vekilinin yüzüne karşı verilen hükme yönelik CMUK’nun 310. maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra temyiz ettiği anlaşıldığından aynı Yasanın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2-Dolandırıcılık suçundan hükmolunan mahkumiyet kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, babasının sağlığında düzenlenmiş olan vekaletnameye istinaden almış olduğu emekli maaşını, ölümünden sonra da çekmeye devam ettiği, babasının yaşadığına dair sahte belge ibraz ettiği, böylelikle 1992 yılı Ekim ayından 2005 yılı Eylül ayına kadar haksız menfaat temin ettiği anlaşıldığından, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafii ile katılan SGK vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
3-Sahtecilik suçundan verilen ortadan kaldırma kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığa yüklenen 765 sayılı TCK’nun 356. maddesinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın miktar ve nev’i itibariyle tabi olduğu dava zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle, 5271 sayılı CMK’ nın 223/8 maddesi gereğince kamu davasının düşmesi yerine, 765 sayılı TCK.nın 102/4 ve 104/2. maddeleri gereğince ortadan kaldırılmasna karar verilmesi bozmayı gerektirmiş, katılan SGK vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasından “ortadan kaldırılmasına” kısmı çıkarılıp yerine “5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi gereğince düşmesine” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.