Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/16474 E. 2012/42444 K. 01.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16474
KARAR NO : 2012/42444
KARAR TARİHİ : 01.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Özel İşaret ve Kıyafetleri Usulsüz Kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, üzerinde teğmen üniforması olduğu halde şikayetçinin ticari taksisine binerek, orduevine gerekli olan parke alımı için …’den …’a gitmek üzere onunla anlaştığı, …’da 4 firmadan teklif aldığı görüntüsü vererek şikayetçiyi inandırdığı, sonrasında 100 TL. karşılığında Kadıköy’e gitmek istediği, orada alışveriş merkezine giderek beraber yemek yedikleri sırada kendi telefonunun şarjının bittiğini söyleyerek şikayetçiden cep telefonunu istediği ve konuşmaya başladığı, konuşurken masadan uzaklaştığı ve geri dönmediği anlaşıldığından, eyleminin dolandırıcılık ve özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanmak suçlarını oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Adli Sicil kaydına göre, tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu anlaşılan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 58/6.maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmaması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 01.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.