YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16479
KARAR NO : 2012/42439
KARAR TARİHİ : 01.10.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Mala Zarar Verme, Nitelikli Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-O yer Cumhuriyet savcısının, 06.12.2007 tarihinde verilen hükmü, 1412 sayılı CMUK’un 310/3 maddesinde belirlenen bir haftalık süre geçtikten sonra 14.12.2007 tarihinde temyiz ettiği anlaşılmakla, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Dolandırıcılık ve nitelikli hırsızlık suçlarından hükmolunan mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olan sanık hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, açık kimlikleri tespit edilemeyen kişilerle birlikte 06.01.2007 günü saat:22:30 sularında mağdurun evinin önünde park halinde bulunan … plaka sayılı otomobilini bulunduğu yerden kilidini bozmak ve düz kontak yaptırmak suretiyle çalarak boş bir alana bıraktığı, ertesi gün mağdur … ve tanık … ile görüşüp otomobili çalan kişileri bildiğini ancak bu kişilerin 750,00 TL karşılığında otomobili teslim edeceklerini söyleyip mağduru buna inandırdıktan sonra kendisine poşet içerisinde verildiğini söylediği otomobilin bir kısım parçalarını ve ruhsatını mağdura teslim ettiği, parayı aldıktan sonra ise otomobilin yerini gösterdiği anlaşıldığından, eylemlerinin dolandırıcılık ve hırsızlık suçlarını oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dolandırıcılık suçundan oluşan zararın kovuşturma başladıktan sonra giderildiği kabul edildiği halde, TCK.nın 168/2 maddesi gereğince 1/2 yerine 2/3 oranında indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
3- Mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Sanığın, mağdura ait otomobili bulunduğu yerden kilidini bozmak ve düz kontak yapmak suretiyle aldıktan sonra ıssız bir yerde sakladığı, ertesi gün aldığı para karşılığında otomobilin yerini göstermesi üzerine bulunan aracın kablolarının açıkta bırakılarak sağ arka lastiğinin parçalandığı ve direksiyon muhafaza kutusunun kırıldığının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; sanık tarafından mağdura ait aracın çalındığı sırada zorunlu olarak aracın kilidinin bozulduğu, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan ve mağdurun egemenlik alanından çıkarıp kendi zilyetliğinde bulunan araca yönelik, ayrıca mala zarar verme suçunu oluşturmayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.