YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16520
KARAR NO : 2012/42802
KARAR TARİHİ : 04.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;kasaplık yapan müştekiyi telefonla arayan sanığın, Adalet ve Kalkınma Partisi … İl Başkanlığı binasında olduğunu söyleyip 1 kilo et ve 100 TL para üstü gönderilmesini istediği, müştekinin tanık …’a 1 kilo et ve para üstü vererek gönderdiği, sanığın burada tanıktan 1 kilo eti ve 90 TL para üstünü alarak bahşiş vereceğini söyleyip yarım kilo daha et getirmesini istediği ve tanığı gönderdiği, daha sonra ortadan kaybolduğunun anlaşıldığı,bu şekilde gerçekleşen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi hususu, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Hapis cezasının alt sınırdan tayin olunmasına karşılık adli para cezası belirlenirken yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle 365 gün olarak tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde yer alan hapis cezası yanında verilen ”365 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına,TCK’nun 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirilmesi ile 304 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına ,adli para cezasının TCK’nun 52. maddesi uyarınca bir günü takdiren 20 TL’den paraya çevrilerek neticeten 6080 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” kısımlarının” 5 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, TCK’nun 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirilmesi ile 4 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına ,bu cezanın da 52/2 maddesi gereğince günlüğü 20 TL. den paraya çevrilerek 4 gün karşılığı 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ” şeklinde değiştirilmesi suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.