YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16534
KARAR NO : 2012/42252
KARAR TARİHİ : 27.09.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılanlardan …’nın sanığın yurt dışına işçi götürmek amacıyla vermiş olduğu gazetedeki ilanı gördüğü ayrıca arkadaşları tarafından sanığın yurt dışına işçi gönderdiğini duyması üzerine diğer katılan … ile birlikte sanığı aradıkları, beraberce Tarsus İlçesi Musalar köyüne geldikleri, burada sanık ile görüştükleri, sanığın katılanları yurt dışına işçi olarak götürebileceğini söyleyip katılanlardan ayrı ayrı 500’er dolar para ve pasaport, ehliyet, kimlik fotokopisi istediği, bunun üzerine katılanların 250 TL masraf yapıp pasaport çıkarttıkları, daha sonra sanıkla tekrar buluştukları, sanığın katılanlara Kuveyt’te bir şirkete şoför olarak yerleştireceğini söylediği, bunun üzerine katılanların sanığa ayrı ayrı 500’er dolar para, fotoğraf, ehliyet, kimlik fotokopisi ve pasaportlarını verdikleri, aradan uzun bir zaman geçmesine rağmen sanığın katılanları yurt dışına göndermediği gibi paralarınıda iade etmediği olayda, mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Dolandırıcılık suçlarında suç tarihinin haksız menfaatin elde edildiği tarih olması karşısında; şikayetçilerden sanığa en son hangi tarihte ödeme yaptıkları sorularak buna göre suç tarihinin belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.9.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.