YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16543
KARAR NO : 2012/42249
KARAR TARİHİ : 27.09.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Adalet Bakanlığı tarafından yapılacak olan İnfaz Koruma Memurluğu sınavına girmek için başvuruda bulunan katılanın, tanık Bayram Kocaoğlu’nun önerisi ile daha önceden kendini tanığa Adalet ve Kalkınma Partisi Meclis Grup Danışmanı olarak tanıtan sanık … ile buluştuğu, sanığın katılan ve tanığa Adalet Bakanlığında adamları bulunduğunu belirterek bu kişilere verilmek üzere katılandan 2500 TL istediği, katılanın önce 1500 TL’yi elden verdiği daha sonra 200 TL verdiği, bu aşamada Kocaeli İlinde İnfaz Koruma Memurluğu sınavına girdiği, Kocaeli’nde iken sanığın kendisini arayarak 1000 TL daha istediği, katılanın tanık Bayram’ı arayarak bu parayı kendi adına vermesini istediği tanığında bu parayı sanığa verdiği, sınavı kazanamayan katılanın sanıkla yaptığı görüşmede sanığın kontenjandan işe alınacağını söyleyerek katılandan 500 TL daha istediği, ancak katılanın 200 TL verdiği, gelişen bu olaylar sürecinde sanık tarafından oyalandığı kanısına varan katılanın yaptığı araştırma sonucunda sanığın Adalet ve Kalkınma Partisi Meclis Grup Danışmanı olmadığını ve kendisini dolandırdığını anlayarak şikayette bulunduğu, 14.11.2005 tarihinde sanığın kendisini arayarak 500 TL daha istemesi üzerine seri numarası alınan 300 TL’yi verirken sanığın yakalandığı olayda, mahkemenin nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,Ancak;
1-5237 sayılı Yasanın 53.maddesinin 1.fıkrasının c bendinde yer alan haklardan aynı maddenin 3.fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar 53.madde 1.fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Mağdurun belli olması ve maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilebileceği durumlarda dolandırıcılığın maddi konusunu oluşturan değerlerin karşılığının müsaderesine veya ödettirilmesine karar verilemeyeceği gözetilmeden TCK’nın 55/1-2 maddeleri uyarınca kazanç müsaderesine hükmolunması,
Yasaya aykırı ise de, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından,”İşlenen dolandırıcılık suçu nedeniyle elde edilen 2700 TL haksız kazanca el konulmadığı maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilemediği anlaşıldığından TCK.nun 55/1-2 maddeleri uyarınca haksız kazancın karşılığını oluşturan değerlerin müsaderesine” ibaresi yine 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm tamamen çıkartılıp yerine, “53.maddenin 3.fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1.fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.