YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16544
KARAR NO : 2012/42248
KARAR TARİHİ : 27.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;şikayetçinin annesini tedavi ettirmek için Ankara Numune Hastahanesi’ne getirdiği, bir şeyler almak için paraları cebinden çıkarttığı esnada sanıkla işbirliği yapan ancak açık kimliği tespit edilemeyen bir şahsın şikayetçinin yanına yaklaşarak “bul karayı al parayı” tabir edilen oyunu oynaması için şikayetçiyi ikna etmeye çalıştığı, bu kapsamda şikayetçinin elinde bulunan 640 TL parayı alıp 200 TL’sini iade etmek suretiyle şikayetçide güven tesis ettiği, akabinde aldığı 440 TL parayı sanığa verdiği sanığında suça konu parayı alıp gitmesi eyleminin, dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna ilişkin kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.04.2008 gün ve 57/74 sayılı kararında belirtildiği gibi, 5237 sayılı Yasa’nın 58. maddesi uyarınca kişinin mükerrir sayılması için ilk hükmün kesinleşmesinden sonra ikinci suçun 01.06.2005 tarihinden sonra işlenmesi yeterli olup, ilk suçun 1 Haziran 2005 tarihinden önce veya sonra işlenmesinin herhangi bir önemi bulunmadığından tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Gerekçeli kararın başlık bölümünde suç yeri gösterilmeyerek 5271 sayılı CMK’nun 232/2-c maddesine aykırı davranılmış ise de bu hususun mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Hapis cezası “suçun işleniş şekli“ nazara alınarak takdiren asgari hadden tayin olunduğu halde, aynı gerekçe ile hapis cezası yanında hükmolunan adli para cezasının birim gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak 50 gün olarak tayini suretiyle gerekçede çelişkiye düşülmesi,
2-5237 sayılı TCK’nın 53/5 maddesine göre aynı maddenin 1.fıkrasındaki hak ve yetkilerin kötüye kullanılması suretiyle suç işlenmesi halinde uygulanabileceğinin hüküm altına alınması karşısında, somut olayda uygulanmayacağının gözetilmemesi,
3-Sanık hakkında verilen cezanın TCK’nın 58/6 maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken, tekerrüre esas alınan mahkumiyet hükmünün belirtilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan “50 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL ‘den olmak üzere 1000 TL adli para cezası ile cezalandırılması” ifadelerinin yerine “5 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den olmak üzere 100 TL adli para cezası ile cezalandırılması” yazılması, TCK’nın 53/5 maddesinin uygulanmasına ilişkin fıkranın hükümden çıkartılmak ve tekerrürle ilgili bölüme “sanığa ait adli sicil kaydına göre, Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2001/717 esas ve 2002/1075 karar sayılı mahkumiyet kararı nedeniyle, sanığa verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine” ibareleri eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.