YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16614
KARAR NO : 2012/42341
KARAR TARİHİ : 27.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Tehdit ve Hakaret suçlarından kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde,
Hükmolunan cezaların miktar ve türüne göre hükmün 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Yasa’nın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 5219 sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 sayılı CMUK’nun 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihine göre, temyizi mümkün olmadığından müşteki sanığın bu suçdan kurulan hükme yönelik temyiz isteğinin aynı Kanunun 317.maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
2-Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde,
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda;
Katılanın Ankara Sigorta A.Ş. nin İzmir’deki A tipi yetkili acentası olduğu, olaydan önce sanığın sigortanın bölge müdürlüğüne başvurarak B tipi acentalık istediği, bölge sorumlusunun yönlendirmesiyle katılanın acentası üzerinden güvenlik ve trafik poliçelerinin kesildiği ve sanığa
poliçelerin teslim edildiği, kesilen poliçe bedellerinin 6.000 TL tuttuğu, sanığın bu poliçeleri kullanarak sigortalanan yerlere poliçeleri verip, poliçe bedellerini tahsil ettiği, tahsil ettiği poliçe bedellerinin 3.000 TL sini katılana ödediği bir kısım poliçe bedellerini ödemediği, taraflar arasında teslim edilen ve bedelleri tahsil edilerek katılana ödenen poliçelerle ilgili yazılı herhangi bir belge düzenlenmediği, sanığın tahsil ettiği poliçe bedellerinin bir kısmını katılana ödemediğinin anlaşıldığı ,sanığın bu şekilde gerçekleşen eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
1-TCK’nın 43/1.maddesinde “bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda bİr cezaya hükmedilir, ancak bu ceza 1/4’de 3/4’üne kadar artırılır” düzenlemesi karşısında sanığın oluşu kabul edilen eyleminin teselsül ettiği halde tayin olunan cezanın 43/1.maddesi uyarınca artırılması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle eksik ceza tayini,
2-Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.