Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/16653 E. 2012/42032 K. 25.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16653
KARAR NO : 2012/42032
KARAR TARİHİ : 25.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın şikâyetçinin işyerine giderek onun olmadığı sırada babası olan tanık …’ye sipariş ettiği mutfak bataryasını almaya geldiğini söylediği, tanığın şikayetçiyi aradığı, şikayetçinin gelen şahıs ile telefonda görüşmesine rağmen kim olduğunu hatırlayamadığı, müşterileri olabileceğini istediği ürünü vermesini tanığa söylediği, sanığın ürünü babasına aldığını ona gösterdikten sonra hangisini alacağına karar vereceğini söyleyerek dört adet mutfak bataryası aldığı, ücretini ödemeyip kalan üç adetini geri getirmediği, yazılı şekilde hükmolunan olayda dolandırıcılık suçunun oluştuğuna dair kabulde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Temel ceza 500 gün adli para cezası olarak belirlenmesinden sonra günlüğü 20 TL’den hesaplanacağı belirtilmesine göre, neticeten 10.000 TL adli para cezası yerine, hesap hatası sonucu 1.000 TL adli para cezası olarak tayini mahallinde düzeltilebilir hesap hatası kabul edilmiştir.
Sanık ve müdafiinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
1-Temel gün adli para cezasının, para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanan yasa maddesinin gösterilmemesi suretiyle, CMK.nun 232/6. maddesine aykırılık oluşturulması,
2-5237 Sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.un 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan,5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 25.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.