YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17091
KARAR NO : 2012/42942
KARAR TARİHİ : 08.10.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sabıkası bulunması nedeniyle tekerrür hükümlerinin uygulanan sanık hakkında, CMK’nun 231.maddesinin uygulanamayacağı anlaşıldığından tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık savunmasında, yaşlı bir tanıdığını rahatsızlanması üzerine Numune Hastanesinin acil polikliniğine 04/03/2006 tarihinde götürerek senet karşılığı ayakta tedavi yaptırdığını, senedi sağlık güvencesi bulunan arkadaşı şikayetçi …’ın adını vererek imzalaması nedeniyle tedavi masraflarının şikayetçi …’ın sigortasından karşılandığını, rahatsızlığı nedeniyle hastaneye götürmek zorunda kaldığı şahsın herhangi bir sosyal güvencesinin olmadığından yardım etmek amacı ile şikayetçiye sorarak yaptığını belirtmesi, şikayetçinin ise hastanede kendisinin muayene olmadığını ve sanığa söz konusu belgeyi imzalaması için bir söylemde bulunmadığını beyan etmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkartılması amacıyla, sanığın hastaneye götürdüğü bir kişi olup olmadığı araştırılıp, böyle bir kişi yok ise hastanedeki tedavinin sanığa yapılıp yapılmadığı değerlendirilerek, tedavi gören kişinin sağlık güvencesi bulunup bulunmadığı, suç tarihi itibariyle ekonomik sosyal durumu araştırılarak yeşil kart alma şartlarını taşıyıp taşımadığı ve yapılan tedavinin acil nitelikte olup olmadığının tespiti ile muayene olan şahsın hiçbir sosyal güvencesinin olmaması ve ödeme gücünün bulunmaması halinde kendisinden acil sağlık hizmet bedellerinin alınamayacağı ve bu nedenle herhangi bir zararın söz konusu olmayacağı da dikkate alınarak, olayda TCK’nun 25/2.maddesinin uygulama imkanı tartışılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.