Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/17142 E. 2012/42959 K. 08.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17142
KARAR NO : 2012/42959
KARAR TARİHİ : 08.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıklar …, …, …’in Manyas Salur kasabasında köy meydanında toplanan kişilere ve evlerine gittikleri yaşlı mağdurlara, kendilerini sağlık bakanlığından veya üniversiteden gelen doktor ve görevli olarak tanıtıp, muayene ettikten sonra çeşitli hastalıklara sahip olduklarını söyleyerek yanlarında getirdikleri tıbbi cihazların bir kısmı için para alıp geri kalan bölümü için senet yaptıkları, bazı şikayetçilere cihazların büyük bir bölümünü devletin karşılayacağını belirterek güven sağladıkları anlaşıldığından, eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Adli sicil kaydına göre, tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu anlaşılan sanık … hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmaması ile mağdur …’e yönelik eylem açısından sanıkların kendi rızalarıyla etkin pişmanlık göstererek senedi iade etmediklerinin anlaşılması karşısında, TCK’nın 168. maddesinin uygulama koşullarının oluşmadığı gözetilmeden haklarında eksik ceza tayin edilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanık …’in daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
a) Sanık hakkında hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması,
b) Sanığın, mağdur …’e yönelik eylemle ilgili hüküm kurulurken, haklarında artırım ve indirimler yapıldıktan sonra neticeten 6 ay hapis ifadesi yerine sehven 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına denilmesi suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8.maddesine istinaden uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümlerde yer alan adli para cezasına ilişkin bölümlerin çıkarılarak yerine ”5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince 5’er gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 52/2 maddeleri gereğince verilen 5’er gün adli para cezasının günlüğü 20,00 TL ‘den olmak üzere sonuç olarak 100’er TL adli para cezası ile cezalandırılmasına yazılmak ve mağdur …’e yönelik eylem açısından hüküm fıkrasının 12/5. bendinde yer alan 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair ifadenin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine sanığın 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2)Sanıklar …, … hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
a)Sanıklar hakkında hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması,
b)Sanıkların, mağdur …’e yönelik eylemle ilgili hüküm kurulurken, haklarında artırım ve indirimler yapıldıktan sonra neticeten 6’şar ay hapis ifadesi yerine sehven 1’er yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına denilmesi suretiyle fazla ceza tayini,
c)Sanıklar …, … hakkında kurulan hükümlerden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3-Suça sürüklenen çocuk … hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun gerektirdiği cezanın miktar ve nev’i itibariyle tabi olduğu 5237 sayılı TCK.nın 66/1-e- 2. maddesine göre hesaplanan beş yıl dört aylık asli dava zamanaşımının; mahkumiyet kararının verildiği 07.03.2007 tarihinden temyiz inceleme gününe kadar gerçekleştiği anlaşılmakla; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’ nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE, 08.10.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.