Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/17143 E. 2012/42963 K. 08.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17143
KARAR NO : 2012/42963
KARAR TARİHİ : 08.10.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın doğrudan gelir desteği almak için yapmış olduğu müracaatına ek olarak ibraz ettiği hisseli arazileriyle ilgili muvafakatname-1 belgesinin üzerinde hissedarlar arasında yer alan kardeşi … adına sahte imza attığı ve bunu muhtar ve azaya imzalattığı, yapmış olduğu sahteciliğin kurum tarafından anlaşılması üzerine dosyanın iptaline karar verildiği, böylelikle dolandırıcılığa teşebbüs ve sahtecilik suçlarını işlediği iddia edildiği somut olayda;
1-Dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
a)Çiftçiyi desteklemek amacıyla Bakanlar Kurulu kararı ile oluşturulan doğrudan gelir desteğinden faydalanabilmek amacıyla mutlaka arazi sahibi olmak gerekmeyip, taşınmazı kullanmanın yeterli olacağı, ancak o yer üzerinde mutlaka tarımsal faaliyette bulunulması gerektiği dikkate alındığında, şikayetçi …’in babasından kalan tüm arazileri kardeşi olan sanığın kullandığını belirtmesi, başvurusu yapılan arazilerden daha çok taşınmazın da bulunmasına rağmen bunlarla ilgili herhangi bir müracaatının da bulunmaması karşısında; doğrudan gelir desteği priminden faydalanılan araziler üzerinde o yıl içinde sanık tarafından herhangi bir tarımsal faaliyette bulunulup bulunulmadığı araştırıldıktan sonra hukuki durumunun tespit edilmesi yerine, yazılı şekilde eksik incelemeyle mahkumiyetine hükmedilmesi,
b-Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nın 231.maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2-Resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Suça konu muvafakatname-1 belgesinin, özel belge niteliğinde olduğu, aynı anda düzenlenip kullanılan özel belge nedeniyle TCK.nın 43/1.maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması ile sanığın beyan ettiği arazileri kullanıp kullanmadığı araştırıldıktan sonra TCK.nın 211.maddesinin uygulanma şartlarının oluşup oluşmadığı tartışılmadan, yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.