YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17390
KARAR NO : 2012/43660
KARAR TARİHİ : 17.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıkların, hayvan alım satımı yapan katılandan, 13 adet büyükbaş hayvanı 13.000 TL karşılığında ve parasını peşin ödemek şartıyla satın aldıkları, hayvanları kamyona yükleyerek katılan ile beraber sanayinin arkasındaki boş bir araziye indirdikten sonra katılanın parasını ödemek üzere birlikte sanıkların … yerine gittikleri, parayı vereceklerini söyleyerek katılanı akşam saatlerine kadar oyaladıkları, akşam olunca ödeme yapamayacaklarını, ertesi gün Nevşehir postanesine parayı havale edeceklerini söylemelerine rağmen parayı göndermedikleri şeklindeki eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Gerekçeli kararın başlık bölümünde suç yeri gösterilmeyerek 5271 sayılı CMK’ nın 232/2-c maddesine aykırı davranılmış ise de bu hususun mahallinde ilavesi mümkün görüldüğünden bozma nedeni yapılmamış; 5237 sayılı TCK’ nın 53.maddesi uyarınca sanıkların belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmalarının kanuni sonucu olması nedeniyle infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
A- Sanık … hakkındaki hükmün incelenmesinde;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’ nın 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde TCK’ nın 58. maddesi gereğince tekerrür hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hükmolunan hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verilmesi karşısında, TCK’ nın 53/3. maddesi uyarınca aynı yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının e bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun takdiren uygulanmamasına karar verilmek suretiyle hükümde karışıklığa neden olunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan ”Sanıkların mahkum olduğu hapis cezası ertelendiğinde TCK’ nın 53/3 maddesi uyarınca hakkında TCK’ nın 53 maddesinin 1.fıkrasının e bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun takdiren uygulanmamasına” ibaresinin çıkarılması suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B- Sanık … hakkındaki hükmün incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanığın silinme koşulları oluşan sabıkasından başka kaydının bulunmadığı dikkate alınarak, hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’ nın 231.maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2- Hükmolunan hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verilmesi karşısında, TCK’ nın 53/3. maddesi uyarınca aynı yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının e bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun takdiren uygulanmamasına karar verilmek suretiyle hükümde karışıklığa neden olunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.