YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17534
KARAR NO : 2012/44821
KARAR TARİHİ : 04.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararı yönünden O yer Cumhuriyet Savcısının, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik ise sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
O yer Cumhuriyet Savcısının ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
1-Sanığın, katılana ait taksiye binip oturduğu apartmanın önünde inerken evden para getireceğini söyleyerek taksiden indikten sonra geri dönmemesi ve katılanın da sanığın gösterdiği eve gittiğinde kimseyi bulamaması karşısında, dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluştuğu ve mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
2-Sanığın, adli soruşturma sırasında başkasına ait kimlik bilgilerini kullandığının iddia olunması karşısında, gerçek bir kişinin kimlik bilgilerinin verilmesi halinde eylemin 5237 sayılı TCK.nun 268/1. maddesi aracılığıyla 267. maddesine, bu isimde bir kişinin bulunmayıp hayali isim verilmesi halinde ise anılan yasanın 206/1. maddesine uygun bulunacağı cihetle; sanığın adını kullandığı “… Bayhun” adında birinin olup olmadığı araştırılarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumumun tayin ve takdiri gerekirken eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
3-Sanığın gerçek kimliğinin soruşturma aşamasında tespit edilmesi ve sanığın 01.03.2006 tarihli kolluktaki savunmasında önceki beyanından dönerek gerçek kimliğini açıklaması, ayrıca … Bayhun hakkında da adli veya idari soruşturma başlamaması karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 269. maddeside düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm tesisi,
4-5237 Sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet Savcısının ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.