Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/17579 E. 2012/44868 K. 05.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17579
KARAR NO : 2012/44868
KARAR TARİHİ : 05.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’ in, diğer sanık … ile birlikte suç tarihinden bir kaç gün önce daha önceden tanıdığı katılana ait … yerine gittikleri, sanıkların katılana, bir arkadaşlarının elinde 17 kg kadar altın bulunduğunu, ancak bu altını piyasaya çıkaramadığını söyleyerek kendisinin alıp alamayacağını sordukları, …’ in diğer sanıkların güvenilir olduklarını söylemesi, katılanın da …’ i daha önceden tanıması nedeniyle duyduğu güven üzerine teklifi kabul ettiği ve ertesi gün … Polat olarak tanıttıkları sanık … ile katılanı tanıştırdıkları, aralarında anlaşmaları üzerine katılan ve
sanık …’ın ertesi gün Kovancılar ilçesinde sanık … ile buluştukları, birlikte İsmetpaşa mahallesi … sokakta bulunan bir evin önünde durdukları, sanık …’ nın bu evden açık kimliği tespit edilemeyen ve hakkında ayrı soruşturma yürütülen yaşlı bir kadın ile çıkarak, katılanın arabasına bindiği, katılanın altınlardan numune istemesi üzerine yaşlı kadının elindeki bidondan kararmış vaziyette bir altın çıkararak verdiği, katılanın altını …’ da bulunan kuyumculara gösterdiğinde gerçek … altını olduğunu öğrenmesi üzerine diğer altınları da satın almak amacıyla … olarak tanıdığı sanık …’ yı aradığı, suç tarihinde … ile birlikte … ile buluşmak üzere Kovancılar ilçesine gittiği, dolandırılma ihtimaline karşı kardeşi ve eniştesi olan tanıklar … ve …’ ın da ayrı bir araçla kendilerini uzaktan takip etmesini istediği, sanık … ile buluşan katılanın, yanlarında sanık … de bulunduğu halde yine aynı evin önüne gittikleri, …’ nın eve girerek bir süre sonra aynı kadınla birlikte geri geldiği ve katılandan parayı alarak altınları getirmek üzere tekrar eve yöneldikleri, bu sırada katılanın kendisini daha önceden tanıdığı için güvendiği …’ in de eve gitmesini istediği, …’ in bir müddet … ve kadın ile yürüdükten sonra …’ nın kendisini zorla gönderdiğini söyleyerek geri döndüğü, katılanın bir süre beklemesine rağmen …’ nın dönmemesi üzerine cep telefonundan sanığı aradığında kadının parayı saydığını bu nedenle geciktiğini söyleyerek katılanı oyaladığı, …’ nın gelmemesi üzerine katılanın sanığı tekrar aradığı ancak telefon kapılı olduğundan ulaşamadığı, bunun üzerine eve uzak bir noktada bekleyen kardeşi tanık …’ u arayarak … ve kadının yerini sorduğu, tanığın şahısların eve girdiğini ancak geri çıkmadıklarını söylemesi üzerine katılanın bu evin kapısını çaldığı, kapıyı açan ev sahiplerinin bahsedilen isimdeki şahısların orada oturmadığını söyledikleri şeklinde gerçekleşen olayda, sanıkların fikir ve eylem birliği içinde hileli hareketlerle katılanı aldatıp kendilerine yarar sağlayarak dolandırıcılık suçunu işlediklerine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
A- Sanık … hakkındaki hükmün temyiz incelemesinde;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’ nın 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum
olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
B-Sanıklar … ve … hakkındaki hükümlerin incelenmesinde;
1-Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’ nın 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezaların tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2- Sanık …’ ın üst aramasında ele geçirilen ve ekspertiz raporuna göre 6136 sayılı yasaya göre yasak niteliği haiz olan silah ve fişekleri taşımak şeklindeki eyleminin 6136 sayılı kanunun 13/1. maddesi kapsamında olduğu gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek aynı kanunun 15/1. maddesi gereğince cezalandırılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık … yönünden kazanılmış hakkın gözetilmesine, 05.12.2012 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.