YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17713
KARAR NO : 2012/45219
KARAR TARİHİ : 10.12.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’ın, müdürü olduğu… Kardeşler Ltd. Şti. adına şikayetçilerden 12.03.2007 tarihinde almış olduğu kereste karşılığında 35.000 TL tutarındaki üç adet suça konu çeki verdiği, kalan 15.000-TL’yi ise senet yapmadan açıktan borçlandığı, 20.05.2007 tarihinde çeklerin şikayetçiler tarafından bankaya ibraz edilmesi üzerine karşılıklarının bulunmaması nedeniyle banka tarafından arkaları yazılıp ıslak imzalı onaylı fotokopilerinin şikayetçilere verildiği, sanığın borcunu para ile ödeyeceğini şikayetlerini geri almalarını ve çekleri kendisine vermelerini istemesi üzerine parayı vereceğini düşünerek çeklerin onaylı fotokopilerini verdikleri, çekleri alan sanığın bankaya giderek müştekilerin haberi olmadan bankada düzeltme hakkını kullanıp çeklerin fotokopisini çektirdikten sonra, fotokopileri müştekilere verip borcunun olmadığını söyleyerek dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Failin önceden doğmuş bir zarar veya doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunması halinde zarar veya borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından
dolandırıcılık suçunun oluşmayacağından hareketle; şikayetçilerin yargılama sırasında alınan beyanlarında, sanığa 105.000 TL. karşılığında kereste sattıklarını, teslim sırasında sanığın 40.000 TL. tutarındaki dükkanını kendilerine devrettiğini, devir işleminin yapılmasından sonra bir müşterisine ait 14.000 TL. miktarlı çek verdiğini ve onu tahsil etmiş olduklarını, geriye kalan 51.000 TL. nin karşılığı olarak toplam 35.000 TL. tutarındaki suça konu çekleri verdiğini, diğer kısmını ise senet yapmaksızın borçlandığını, borcun ödenmemesi üzerine bu çekleri bankaya ibraz ettiklerini belirtmeleri, dosya kapsamından da taraflar arasındaki hukuki ilişkinin 12.03.2007 tarihinde doğduğu, tapu devrinin 16.05.2007 günü yapıldığı, suça konu çeklerin ise o tarihlerden sonra verildiği, mahkemenin kabulünün de bu yönde olduğu anlaşılmakla, çeklerin önceden doğmuş bir borç karşılığında verilmiş olması karşısında, dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı esasın çek asıllarının sanık tarafından bankaya ibraz edilecek düzeltme hakkının kullanılması karşısında belgeye karşı tanık ile ıspat yapılamıyacağı gözetilmeden sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.