YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17719
KARAR NO : 2012/45562
KARAR TARİHİ : 13.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Onama
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Katılanın işlettiği dükkana elinde poşetlerle birlikte gelen sanığın, katılana …’ın Mavi Akım projesinde çalıştığını ve burada çalışan 150 kadar işçinin dışarı
çıkamamasından dolayı onlar için kontör almak istediğini beyan ederek katılanı alıcı olduğuna ve arkadaşları için alışveriş yaptığına inandırdığı,bu sırada sürekli dükkana girip çıkarak arkadaşlarının da geleceğini söylediği, 150 adet cep telefonu kontör ve kartını sanığa veren katılana güven vermek için de elindeki poşeti dükkana bırakıp ”sen hesap işini hallet, ben bir yere kadar gidip geliyorum,malzemeler burada dursun” diyerek alışveriş yapmaya devam edeceği görüntüsü vererek aldığı telefon kartları ve kontörler ile dükkandan çıkıp ortadan kaybolduğu olayda, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi hususu, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 13.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.