Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/17857 E. 2012/45697 K. 17.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17857
KARAR NO : 2012/45697
KARAR TARİHİ : 17.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık …’ın, hükmolunan mahkumiyet kararına yönelik yapmış olduğu temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın yüzüne karşı verilen 25.12.2007 günlü mahkumiyet kararına yönelik olarak yasal süresi geçtikten sonra yaptığı 28.01.2008 havale tarihli temyiz talebinin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının yapılan incelemesinde;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’nın, temyiz talebi reddedilen sanık … ile birlikte, eski meclis binası önünde “üç kağıtçılık” diye tabir edilen oyun oynattıkları, o sırada onları izleyen şikayetçinin bir şekilde oyuna katılımını sağlayarak 500 Euro civarındaki parasını hileyle aldıkları ve iade etmedikleri anlaşıldığından, eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezası belirlenmesi sırasında aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesine istinaden uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; sanık hakkında dolandırıcılık suçundan dolayı verilen adli para cezalarına ilişkin bölümlerin çıkarılarak yerine “5237 sayılı TCK.’nın 157/1 maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı kanunun 52/2 maddesi uyarınca verilen 4 gün adli para cezası karşılığının günlüğü 20,00 TL ‘den olmak üzere sonuç olarak 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına”, yazılmak suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.