Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/17957 E. 2013/249 K. 15.01.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17957
KARAR NO : 2013/249
KARAR TARİHİ : 15.01.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Mağdur …’in işlettiği büfeye gelen sanığın, büfeye o an için geçici olarak bakmakta olan mağdurun işyeri komşusu şikayetçi …’e, şantiyede çalıştığını, birlikte çalıştığı arkadaşları için bol miktarda telefon kontörüne ihtiyacı olduğunu söyleyerek 814,00 TL’lik kontör satın alması ancak parasını ödemeden, şikayetçi …’in babasına ait hemen bitişikte bulunan marketten de alışveriş yapacağını beyan ederek hesabı orada görmek istediğini söylemesi üzerine birlikte markete geçmeleri, şikayetçiye çay, şeker, makarna, kuru fasulye gibi gıda maddesi satın almak istediğini söyleyip, bu sırada sürekli elini cebine atarak tomar halinde parayı göstererek ödeme yapacağına dair şikayetçiye güven telkin etmesi, şikayetçinin siparişi hazırlamak için dükkanın arka tarafına geçtiği bir anda poşet içerisinde bulunan kontörleri alıp poşeti yerinde bırakarak işyerinden ayrılması, poşet yerinde olduğundan şikayetçinin ilk etapta sanığın ayrılışını önemsemeyerek nereye gittiğini araştırmaması ancak bir süre sonra işyeri sahibi mağdur … işyerine geldiğinde poşeti kontrol ettiklerinde kontörlerin poşetin içerisinde bulunmadığını anlamaları şeklinde gelişen olayda mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş; şikayetçi … ile sanığı olay günü gören tanık Hamza’nın olaydan bir kaç gün sonra karakolda suçlu albümünden sanığı teşhis etmiş olmaları, sanığın temin edilen fotoğrafı üzerinden de teşhislerini tekrarlamaları, soruşturma evresinde şikayetçi ve tanığın ortak beyanları ile tanzim olunan robot resimde failin “kirli sakallı” olarak tasvir edilmesi nedeniyle, olayın üzerinden bir buçuk yıl kadar bir süre geçtikten sonra kovuşturma esnasında sanığın olay günü bıyıklı olup olmadığı hususunda çelişki yaşamalarının esasa müessir bulunmadığı, sanığın suç tarihinde …’de bulunmadığına dair tanıklık yapacağını söylediği şahitlerinin sanığın bildirdiği adreslerinden temin edilememesi ve kolluk araştırması neticesinde de kendilerine ulaşılamaması karşısında, tebliğnamedeki eksik soruşturma ile karar verildiğine ve eylemin hırsızlık suçunu teşkil ettiğine dair görüşe iştirak edilmemiş; sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde 5237 sayılı TCK.nun 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK.nun 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 15.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.