Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/17999 E. 2013/118 K. 14.01.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17999
KARAR NO : 2013/118
KARAR TARİHİ : 14.01.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar görmüş bulunan şikayetçi kurumun, 5271 sayılı CMK’nun 260.maddesinin 1.fıkrası uyarınca hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenerek, şikayetçi kurumun zararının bulunmadığı gerekçesi ile 08/11/2007 tarihli duruşmada verilen katılma talebinin reddine dair karar kaldırılarak ve CMK’nun 237/2 maddesi uyarınca kamu davasına katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
1- Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … hakkında 2003 ve 2004 yıllarına, sanıklar …, …, … ve … yönünden 2003 yılına ilişkin usulsüz DGD başvurusu yaparak nitelikli dolandırıcılık suçları yönünden yapılan incelemede;
Sanıklara yüklenen nitelikli dolandırıcılık suçunun gerektirdiği cezasının miktar ve nev’i itibariyle tabi olduğu 765 sayılı TCK.nun 102/4. maddesine göre, hesaplanan beş yıllık dava zamanaşımının; …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … yönünden sorgularının yapıldığı, 11/05/2005, 22/06/2006 ve 16/07/2007 tarihleri, sanık … yönünden iddianamenin düzenlendiği 24/02/2006 tarihi ile temyiz inceleme tarihi arasında gerçekleştiği anlaşılmakla; 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’ un 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
2- Sanıklar …, …, … ve … yönünden 2004 yılına ilişkin usulsüz DGD başvurusu yaparak nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıkların arazinin tamamında tarımsal faaliyette bulunmadıklarını, grup başkanları olarak çiftçileri masraftan kurtarmak için parsel üzerindeki hissenin tamamı üzerinden kira sözleşmesi hazırlayarak başvuru yaptıklarını ve alınan paranın kira alacağından mahsup edilmek üzerine arazi sahiplerine verildiğini savunmaları, ifadelerinde ve 12/10/2005 tarihli şikayet dilekçesinde sanıkların tarımsal faaliyette bulunmadıkları halde arazinin tamamı üzerinden başvuru yaparak kendilerinin yaptığı kira sözleşmeleri uyarınca destekten faydalanamadıkları yönündeki tanık beyanları, 09/11/2005 tarihli İl Tahkim Komisyonu Toplantı tutanağında sanıklar …, … ve …’in 2003 ve 2004 yıllarında ibraz ettiği kira sözleşmesindeki mal sahiplerinin imzalarının birbirini tutmadığı yönündeki tespit, sanıklardan …’in 910 nolu parselde 75829 m², sanık …’in 904 nolu parselde 99556 m², sanık …’ın 906 nolu parselde, sanık …’ın 905 ve 906 nolu parsellerde 97930 m² araziyi kiraladıklarına ilişkin kira sözleşmesi ibraz etmelerine karşın, …, … ve …’ın tarımsal faaliyette bulunmadıkları ve …’in ise kiralanan arazinin 38000 m²’sinde tarımsal faaliyette bulunduğunun mahalli bilirkişilerin beyanı doğrultusunda hazırlanan 28/10/2005 tarihli çiftçi listesinden anlaşılması karşısında; sanıkların söz konusu arazilerde tarımsal faaliyette bulunup bulunmadığı, arazilerin kimlere kiraya verildiğinin, 12/10/2005 tarihli dilekçede belirtildiği üzerine şikayette bulunan ve ifadeleri alınan tanıklarda suça konu arazilerle ilgili kira sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, aynı parselle ilgili başkaları tarafından doğrudan gelir desteği için başvuru yapılıp yapılmadığı ve kira sözleşmesindeki imzaların sahte olup olmadığı hususlarının araştırılarak sonucun göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme sonucu yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14/01/2013 gününde oybirliği ile karar verildi.