YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18041
KARAR NO : 2013/589
KARAR TARİHİ : 17.01.2013
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
1-Somut olayda; Sanık …’ın 16.10.2006 tarihinde müşteki ile araç alım satımı konusunda anlaştığı, anlaşmaya göre müştekinin Renault marka otosu ile Şekip’te bulunan … plakalı şahin marka aracın takas edildiği, müştekinin üste 4.900 TL’lik senet düzenleyip …’e verdiği, bu anlaşmadan sonra müştekinin … plakalı aracı teslim aldığı ve kullanmaya başladığı, ancak müştekinin düzenlemiş olduğu senet bedelini zamanında sanık …’e ödemediği, bundan dolayı aralarında bir hukuki anlaşmazlık
çıktığı, sanığın müştekideki otoyu geri almayı planladığı, diğer sanıkları kendisine yardım etmeleri konusunda ikna ettiği, sanıkların aralarında yaptıkları anlaşmaya göre müştekinin köyüne aracı satın alacaklarından bahisle gittikleri ve müşteki ile görüştükleri, aracı sanık … alacakmış gibi yapıp müşteki ile pazarlık ettiği, daha sonra da aracı bir tamirciye gösterme bahanesi ile sanıklar … ile …’ın araca binerek müştekinin yanından uzaklaştıkları, …’in bir süre müştekinin yanında kaldığı, daha sonra telefon açıp onu da aracın köy yakınlarında arıza yaptığından bahisle çağırdıkları ve bu şekilde sanık …’in alışverişten dolayı alacaklı olduğu müştekiden alacağını tahsil etmek için diğer sanıklar ile fikir ve eylem birliği içerisinde hileli davranışlarla müştekiden zilyetinde bulunan arabayı aldıklarının anlaşıldığı olayda sanıklar … ve … hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi ,
2-Sanık … hakkında hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule Göre de;
3-Sanık Şefik hakkında hüküm kurulurken suç vasfının doğru belirlenmesine rağmen uygulama maddesinin TCK’nın 159/1. maddesi yerine 86/2 maddesinin yazılması,
Bozmayı gerektirmiş, O Yer Cumhuriyet Savcısı’nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.