YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18043
KARAR NO : 2013/412
KARAR TARİHİ : 16.01.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli karar başlığında 28.06.2006 olarak hatalı gösterilen suç tarihinin, ödemeye ilişkin son taksitin sanığın banka hesabına yatırıldığı gün olan 29.12.2005 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
01.05.2003 tarihinde Bingöl ilinde meydana gelen ve …-Karakoçan-Çelebi köyünde de etkili olan depremden hemen sonra … Afet İşleri Genel Müdürlüğü’nce 7269 sayılı Kanun’un 29. maddesi uyarınca, 06.05.2003 günü yapılan tespitte, sanığa ait konutun depremden dolayı ağır hasar görerek terk edilmiş olduğunun belirlendiği, hasarlı evlere ilişkin yapılan ilan üzerine sanığın, noterde düzenlenen vekaletname ile yetki verdiği temsilcisinin, tarihsiz basılı form olan ağır hasar talep ve taahhütnamesini doldurarak, … Afet İşleri Genel Müdürlüğü’ne ibraz etmesi üzerine komisyonca 08.10.2003 tarihinde alınan karar gereği Ziraat Bankası … Gazi caddesi şubesine, adına açılan hesabına yatırılan 14.000 TL’yi vekili aracılığıyla çektiği somut olayda; sanığın tek eyleminin Bayındırlık ve İskan İl Müdürlüğü’nce deprem nedeniyle yerleşim yerlerinin muhtar, ihtiyar heyeti ve teknik heyetçe teker teker gezilerek evinin hasar gördüğünün tespit edilip komisyonca hak sahibi olarak müracaatta bulunabileceğinin belirtilmesi üzerine başvuruda bulunmaktan ibaret olması karşısında, suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesine dayanan mahkemenin beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1136 sayılı Kanun’un 168. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına “Sanığın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 1.100 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesi” fıkrasının eklenmesi suretiyle 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 322.maddesi uyarınca hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.01.2013 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
Karşı Oy;
Sanık, … İli Karakoçan İlçesi Çelebi Köyünde ikamet etmediği halde; depremden 10-15 yıl önce, terk nedeniyle yıkılmış bulunan evi için ağır hasar talep ve taahhüt formunu doldurup imzalayarak, 2003 yılı depreminden zarar görenlere yapılan konut yardımından yararlanmıştır. Bu husus dosya içeriği ile sübuta ermiş olup bu konuda ihtilaf yoktur. Ancak deprem mahallinin köy ihtiyar heyeti ve hasar tespit komisyonunca gezilip sanığın zarar görenler listesine eklenmiş olması nazara alınarak suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle sanık hakkında verilen beraat kararı Dairemizce oyçokluğu ile onanmıştır.
Bu gerekçeye dayanan beraat ve onama kararlarına katılmam mümkün değildir.
Çünkü, sanığın eylemi köy ihtiyar heyeti ve zarar tespit komisyonu üyelerinin eylemlerinden bağımsız olarak irdelenmelidir.
Başka bir ifadeyle: Köy ihtiyar heyeti ve komisyon üyelerinin kötü niyetle sanığı korumak için sahte evrak düzenledikleri varsayıldığında onların cezalandırılmış olup olmadıklarına bakılmaksızın eylemi birlikte işleyen sanığın cezalandırılması gerekeceği gibi, adı geçen heyet ve komisyonun iyi niyetle ve hataen sanık lehine rapor tanzim etmeleri halinde de kötü niyetli olan sanığın eylemi cezalandırılmalıdır.
Somut olayda; sanık sahte talep ve taahhüt formu imzalayıp kamu kurumundan peyderpey para almaya devam ettiğinden olayda hile ve kasıt unsuru gerçekleşmiştir. Haksız yere kendisine menfaat sağlarken kamu kurumuna zarar vermek suretiyle dolandırıcılık suçunun diğer unsurlarını da oluşturmuştur. İçerik olarak sahte zarar tutanağı düzenleyen veya düzenlenmesine yardım edenler hakkında soruşturma açılmış ise de; onlar hakkında açılan soruşturmanın sonucu sanığın hukuki durumunu etkilemeyeceğinden o soruşturmanın sonucunu hükümde esas almaya da gerek yoktur. Sanık baştan beri kötü niyetle hareket etmiş, hak etmediği menfaati içerik bakımından sahte olan belgeye dayanarak edinmiştir.
Bu nedenle sanığın kamu kurumunu dolandırmak suçundan cezalandırılması gerekeceğinden, beraat hükmünün bozulması yerine, onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne muhalifim.