YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18060
KARAR NO : 2013/238
KARAR TARİHİ : 15.01.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, katılanın işlettiği oto galeriye gelerek, bir araç satın almak istediğini söylediği ve … plaka sayılı araç için pazarlık yapıldığı, tarafların 18.000 TL’ye anlaştıkları, sanığın, aracı sanayide gösterdikten sonra alabileceğini söylediği, katılanın bunu kabul ederek sanığın yanına kendi elemanını verip araçla birlikte sanayiye gönderdiği, sanığın, sanayiye ulaşmasından sonra, yanındaki kişinin kısa bir süre araçtan inmesini fırsat bilerek aracı çalıştırıp olay yerinden uzaklaştığı ve … iline kaçtığı, belli bir süre sonra …’da polisler tarafından yakalandığı, katılan ve tanık tarafından teşhis edilen sanığın suçlamaları kabul ettiği, böylece sanığın hileli hareketler kullanarak kendi lehine haksız menfaat temin ettiği olayda dolandırıcılık suçunun işlendiğine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
5237 sayılı TCK’nın 157/1.maddesi gereğince hüküm kurulurken, hapis cezası ile birlikte adli para cezasına da karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sadece hapis cezasına hükmedilmesi ile dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre, tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 58/6.maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmamasındaki isabetsizlikler, aleyhe temyiz olmadığından tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 15.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.