YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18065
KARAR NO : 2013/228
KARAR TARİHİ : 15.01.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, bir yakını vasıtasıyla katılanla tanıştığı, evine gidip geldiği, katılana ”ben sigortalı günlerine baktım, çalıştığın günler emekli olmana yetiyor. 1.200 TL ver, seni emekli yapayım” dediği ve değişik dönemlerde bu parayı katılandan aldığı, katılanın kızının olaylara tanıklık ettiği, bir süre sonra katılanın sigortası ile ilgili bir gelişme olmadığı gibi sanığa da bir daha ulaşılamadığı, işyerinde bulunamadığı, sanığın yargılama aşamasında, katılandan para aldığını kabul ederek zararı giderdiği, sanığın bu şekilde katılan aleyhine haksız menfaat temin ederek dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine; Ancak,
Sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nın 50/1-f maddesinin uygulanması için, sanığın gönüllü olması şartının bulunduğu gözetilmeden; sanığa bu tedbiri kabul edip etmediği sorulmayarak, cezasının kamuya yararlı işte çalıştırılması tedbirine çevrilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.