Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/18078 E. 2012/39813 K. 25.06.2012 T.
Yayınlanma Tarihi: 05.02.2024 11:22
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18078
KARAR NO : 2012/39813
KARAR TARİHİ : 25.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Özel Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın olay tarihinde Etüsert Kalite Sertifikası Merkezi yetkilisi olup şikayetçinin yetkilisi bulunduğu ... İnş. San. ve Tic A.Ş. şirketinin Başkent Edaş Genel Müdürlüğünde gireceği ihale için sertifika düzenlediği ancak bu belgenin Romanya akreditasyon kurumu olan ...'ın yetkilerinin askıya alınmış olması nedeniyle Türkak tarafından teyit edilmediği, bu nedenle şikayetçiye ait firmanın ihaleye katılamadığı,bu itibarla dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia olunan somut olayda sanığın sertifika düzenlenme sırasında ...'ın yetkilerinin 10.08.2006 tarihinde askıya alındığından bilgi sahibi olmadığı, bu durumun kendisine19.10.2006 tarihinde tebliğ edildiği, bu tarihin de söz konusu sertifikanın düzenlendiği tarihten sonrasına tekabül ettiği, bu nedenle savunmaya itibar edilmesi gerektiği ayrıca bu sertifikanın ... tarafından teyit edildikten sonra geçerlilik kazanacağı da dikkate alındığında iğfal kabiliyetinin söz konusu olmadığı, şikayetçi şirketin sanığa ait firmaya herhangi bir ödemede bulunmadığı bu nedenle sanığın menfaat temininin de söz konusu olmadığı gözetilip her iki suçun yasal unsurlarının olayda gerçekleşmediği kabul olunarak sanığın beraatine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA 25.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.