Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/18102 E. 2013/498 K. 16.01.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18102
KARAR NO : 2013/498
KARAR TARİHİ : 16.01.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’ nın 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceğinden tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; müştekinin motorsikletinin çalındığını öğrenen sanığın telefon numarasını alarak köyünde yaşayan insanlar tarafından çalınmış olabileceğini, bulması halinde kendisini arayacağını söylediği, ertesi gün müştekiyi arayarak buluştukları, motorsikletin yerini tespit ettiğini, masraf olarak 80 TL isteyerek müştekiden aldığı, 24/03/2007 tarihinde tekrar aradığı ve 300 TL isteyerek bunu aracıya vereceğini söylediği, bunun üzerine sanıktan şüphelenen müştekinin durumu jandarmaya bildirdiği, sonra müşteki ile buluşan sanığın motorsikletin … isimli kişide olduğunu ve aracıya 300 TL vermesini söylediği, müştekinin motorsikleti alması halinde parayı verebileceğini söylemesi üzerine sinirlenerek olay yerini terk ettiği, yapılan araştırmada … isimli şahısta bululan motorsikletin müştekiye ait olmadığının tespit edildiği olayda eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında verilen cezanın TCK ‘nın 58/6 maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken, tekerrüre esas alınan mahkumiyet hükmünün belirtilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde tekerrürle ilgili bölümün çıkartılarak, yerine, sanığa ait adli sicil kaydına göre, ”Burdur–… Asliye Ceza Mahkemesinin 2001/29 esas ve 2002/8 karar sayılı mahkumiyet kararı nedeniyle, sanığa verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine” şeklinde yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.01.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.