YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18135
KARAR NO : 2013/938
KARAR TARİHİ : 22.01.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın katılan ile internette tanıştığı, kendisini mühendis olarak tanıttığı, daha sonra katılanı hileli hareketler ile kandırarak kendisinin Hollanda ülkesinde yaşadığını, katılanla evlenmek istediğini söylediği birlikte gezdikleri, katılanın 10000 TL birikmiş parası olduğunu söyleyince Bağlumda bir arsaya götürerek buraya inşaat yapacağını belirtip kandırarak katılandan 10000 TL parasını alıp daha sonra parasını vermediği olayda dolandırıcılık suçununu oluştuğuna yönelik mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine;ancak,
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin infaz Hakkındaki Kanunun 108/2.maddesi gereğince, tekerrür nedeniyle koşullu salıverilme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olmayacağından infazda tereddüde neden olunmaması için sanığın sabıka kaydındaki hükümlülüklerine ilişkin hangisinin tekerrüre esas alındığının belirtilmesi gerektiğinin gözetilmemesi;
Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet Savcısı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasındaki 5237 sayılı TCK’nın 58.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün hükümden çıkartılarak, adli sicil kaydındaki tekerrüre esas … 7.Sulh Ceza Mahkemesinin, 2000-56 esas-2002-853 esas karar sayılı 1 yıl hapis cezasına ilişkin ilamı nedeniyle, 5237 sayılı TCK’nın 58/6-7.maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” fıkrasının eklenmesi suretiyle, diğer yönleri doğru olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.01.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.