YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18238
KARAR NO : 2013/1752
KARAR TARİHİ : 31.01.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma,Görevi İhmal
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gülşehir Gümüşkent Tarımsal Kalkınma Kooperatifinin yönetim kurulu başkanı ve üyesi olan sanıklar, …, …, …, … ve …’nin kooperatife ait SSK, vergi, stopaj ve telefon faturaları ile ilgili ödemeleri zamanında yapmadıkları, tahsil edilen parayı ödemelerin yapılması için kooperatif yönetim kurulu üyesi olmayan bunları ödeme görevi de bulunmayan kooperatifin muhasebecisi olan sanık …’a herhangi bir kayıt düzenlenmeksizin teslim ettikleri, sanık …’ında söz konusu ödemeleri zamanında yapmayarak bu amaçla kendine verilen paraları mal edinip kendi işlerinde kullanması sonucu kooperatifin zarara uğratıldığının iddia edildiği olayda,
1-Sanık … hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı,veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi,değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın güveni kötüye kullanma suçunu değişik zamanlarda birden fazla işlediğinin anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Yasanın 43/1. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
a-)Serbest Muhasebecilerin, 3568 Sayılı Kanunun 2. maddesinde belirtilen görevleri arasında SSK prim borcu yatırmak olmadığı ayrıca, Türkiye Serbest Muhasebeciler Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği’nin Mecburi Meslek Kararlarına ilişkin 26.01.1996 tarihli Resmi gazetede yayınlanan 1996/1 sayılı genelgesinin 1. maddesinde yer alan “meslek mensupları, müşteri adına üçüncü kişilere ödeme yapmak üzere her ne isim altında olursa olsun mali değerler alamazlar” şeklindeki hükmüne göre; sanığın şikâyetçilerden SSK, vergi, stopaj, telefon faturaları ve prim borçlarını yatırmak üzere aldığı paraları yatırmayarak özel işlerinde kullandığının iddia ve kabul olunması karşısında eyleminin görevi ile ilgisi bulunmayıp, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK.’nın 155/1. maddesindeki “güveni kötüye kullanma” suçunu oluşturacağı, gözetilmeden suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
b-)Gerek sanık … gerekse de kooperatifin yönetim kurulu başkanı ve üyeleri olan diğer sanıklar tarafından, suçun tamamlanmasından sonra, paranın bir kısmının ödendiğinin belirtilmiş olması karşısında, şikayetçilerin ifadesi alınarak zararının ne kadarının ödendiği, kısmi ödeme nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nın 168. maddesinin uygulanmasına rıza gösterip göstermedikleri ile sanığın etkin pişmanlık gösterip göstermediği hususların araştırılarak, anılan maddenin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
2-Sanıklar, …, …, …, … ve … hakkında görevi ihmal suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,Ancak;
Hükümden sonra,5237 sayılı TCK’nın 257. maddesinde 6086 sayılı Kanun’un 1.maddesiyle yapılan değişiklik gözetilerek sanıkların hukuki durumlarının tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
3-Sanıklar …, …, … ve … yönünden 5237 sayılı TCK. nun 7/2. maddesi gözetilerek; hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik CMK. nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 31.01.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.