Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/18449 E. 2013/2242 K. 07.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18449
KARAR NO : 2013/2242
KARAR TARİHİ : 07.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
… İş Merkezi yakınında müştekiyi gören sanığın yanına giderek kendisini mağdur durumda göstermek suretiyle “bana yardımcı olur musunuz, hava alanında cenazem var, parasız kaldım, İstanbul’dan bindiğim taksi beni yanlış yere getirdi ,buradaki Alman Konsolosluğunu arıyorum” şeklinde sözler söylediği, müştekinin Alman Konsolosluğunun burada olmadığını söylediği esnada kimliği tespit edilemeyen bir şahsın yaklaştığı, sanığın durumunu bu şahsa da izah ettiği, yanında çok pahalı altın bir saat olduğunu söyleyerek satmak için gösterdiği, bu şahsın da saate değer biçerek 24.000 TL edeceğini söylediği, şahsın saati yanında bulunan 5.000 dolar ve evindeki 5 altın bileziği vererek alabileceğini söylediği, cebinden üstünde dolar bulunan bir tomar kağıt destesini çıkarttığı, bu olay esnasında yürümeye devam edildiği ve az ileride bulunan bir kuyumcudan çıkan 3. bir şahsın daha olaya müdahil olması üzerine durumun sanık tarafından bu kişiye de anlatıldığı, kuyumcudan çıkan ve kendisini kuyumcu olarak tanıtan kimliği belirsiz şahsın saati aldığı ve inceleyerek 22.000 TL değer biçtiği, saati alabileceğini söyleyerek nakit bulmak üzere ayrıldığı, baş başa kalan sanık ve müştekinin aralarında geçen konuşma sonunda sanığın ,kimliği tespit edilemeyen diğer iki şahsın danışıklı, hileli davranış ve sözlerinin etkisinde kalan katılanı saatin altın olduğuna inandırarak gerçekte değersiz olan kol saatini 14.450 TL gibi fahiş bir fiyata katılana satmaktan ibaret eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK’nın 53.maddesi uyarınca sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmanın kanuni sonucu olması nedeniyle infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden, hükümde 53. maddenin uygulanmaması bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 07.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.